18 Haziran 2012 Pazartesi

M. Demirkanlı'yı İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nde yargılatan belge




Coşkun Büktel · 29 abone
16 saat önce · 
  • Mustafa Demirkanlı bana her başlık altında, başlık konusunu saptırarak, Hilmi Bulunmaz'ın küfürlerini niye kınamıyorsun, hadi erkeksen kınasana, arkadaşının küfürlerini kınadığını açıklayamazsın, di mi? tarzında laflarla, beni Hilmi Bulunmaz küfürleri hakkında kınama açıklaması yapmaya zorlar. Ne zaman sıkışsa, konuyu cevaplamak yerine, konuyu Hilmi'nin küfürlerine saptırır; bunu sayısız defa yaptığı için, arşivlerimiz onun bu meşhur saptırmasının örnekleriyle doludur. Ama o böyle yapıyor diye ben de onu taklit etmeye, aynını yapmaya kalkışamam herhalde... Ben Mustafa'yı, kankası Orhan Alkaya'nın bana yönelik küfürleri için kınama açıklaması yapmaya asla zorlamadım. Neden mi? Çünkü ben evrensel hukuk ilkelerine saygılı bir insanım, öyle Mustafavari biçimde, hukuksuz, mantıksız ve tutarsız taleplerde bulunamam. Mustafa evrensel hukuk ilkelerini çiğnemekte (bir hukuk öğrencisi olmasına rağmen) sakınca görmeyen hukuk dışı bir arkadaşımız olduğu için, Anayasamızın da ana kurallarından biri olan "Hiç kimse fikir ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz" ilkesini düşman saydığı Büktel'in karşısında rahatça çiğneyebilir. Çünkü o, belli ki, hukukun evrensel ilkeleriyle (hukuk felsefesiyle) ilgilenmek yerine, hukuktaki usül canbazlıklarıyla ilgilenmeyi tercih etmektedir. Ben ise Mustafa'yı kankası Orhan Alkaya'nın küfürlerini kınamaya asla zorlamadığım gibi, kınamadığı için suçlamaya da kalkmam. Çünkü "suçun şahsiliğini" belirleyen evrensel hukuk ilkesine de saygılıyım. Suç, ancak suçu işleyen şahsı bağlar ve suçu işleyen şahıstan hesap sorulur.

    Ama ben
    Mustafa'yı Yücel Erten'in "ortada sandık sike sike usandık, dalyarak, dörtveren, Çüktel" gibi küfürleri nedeniyle rahatça suçlarım. Çünkü Mustafa bu küfürleri mazur göstermeye çalışan bir yazı yazarak, bu küfürleri eylemli olarak savunmuş ve suça katılmıştır. (İşte Yücel Erten küfürlerinin ve Mustafa'nın o küfürleri savunmasının belgesi: www.coskunbuktel.com/buktelyildizsahnesikapatmasi.htm)

    Ben Hilmi Bulunmaz'ın son derece şiddetli öfkesini "anlayabilen" yakın bir arkadaşıyım. Ama onunla aramızda pek çok ortak yön bulunmasına karşın, pek çok farklılık da vardır. Kimse beni bu farklılıkları açıklamaya zorlayamaz. Ama ben Hilmi'nin pek çok yazısını beğendiğim için ya yayınladım ya da link verdim. Mustafa, Hilmi'nin bence beğenilmiş ya da yalnızca link verilmiş yazılarını link vererek gündeme getirip benden o yazıların hesabını sorsaydı, elbette hesap verirdim. Ama o, benim link bile vermediğim yazılardan seçtiği küfürleri kaynak göstererek ya da göstermeksizin sıralayarak, beni o küfürleri kınamaya zorlamak, kınamadığım için suçlamak gibi hukuk dışı, mantıksız ve tutarsız yöntemleri tercih etti her zaman. Yarın öbürgün Mustafa'nın hukuk adamı olarak karşımıza çıkacağını ve Mustafagillerin sayısını düşününce, insan bu memleket adına umutsuzluğa kapılmaktan nasıl korunacağını bilemiyor.

      • Coşkun Büktel Orhan Alkaya'nın küfür belgeleri için, bakınız: http://www.facebook.com/coskun.buktel/posts/400156570036414

      • Tunç Yaşar Sayın Büktel bir sorum olacak. Size küfürler eden twitter hesabının gerçekten Orhan Alkaya' ya ait olduğundan emin misiniz? Çünkü siz de iyi biliyorsunuz ki, sosyal medyada bu tarz birçok hesap söz konusu. Tanınmış kişilerin isimlerini alarak, onlar adına konuşan birçok insan var. Ben mevzu bahis twitter hesabını inceledim, o şahsın Orhan Alkaya olduğundan tam emin olamadım.

      • Coşkun Büktel Bırakın da bunu takma isimli vandallar yerine, Orhan Alkaya kendisi söylesin!

      • Uğur Küçük 
        Tunç YAŞAR boşver kardeşim, bu zaat kendi profilinin bile gerçek olup olmadığının ayrımında değil, gerçek insanları bile canı sıkılınca, sahte , linçci diye itham ediyor. Bir insanda güven sorunu varsa, ne söylesen nafile, insan önce kendine, sonra insanlara güvenecek, hayat içinde çürük elmalar olsada sosyal bir olgudur sonuçta, insanlara küfretmek, suçlamak kolay olan, birlik, beraberlik içinde sanat adına ve insanlık adına bir şeyler yapmaya çalışanı ise her zaman ayakta alkışlamaya devam edeceğiz.


      • Mustafa Demirkanlı 
        Arkadaşlar, bu geyik muhabbetini bırakın... Ben utanıyorum ama Büktel bu şahsı arkadaşım olarak lanse etmeye utanmıyor... size kendi sesiyle ve görüntüsüyle sunuyorum: İşte Büktel'in kankası. "Ama her şeye karşın konu tiyatroysa iktidarda olan yönetim, Milli Görüş tabii ki tiyatroya müdahale etmeli…" Bu ana fikir... Bu görüşleri: Hilmi Bulunmaz: "…tiyatroyla ilgilenmeye başladılar bunu da çok mantıklı buluyorum. Benim sosyalist olmam, benim kaba dille söylersek Fettullahçılığa karşı olmam, kaba dille söylersek Milli Görüşe karşı olmam, Akepeye karşı olmam bu ülkenin realitesini değiştirmez. Bu ülkenin realitesi Adalet ve Kalkınma Partisi'ni iktidara getiren bir realite, dolayısıyla AKP'li, milli görüşten feyiz alan, Fettuhlahizmden feyiz alan kitlelerin tiyatroyla ilgilenmesi ve Şehir Tiyatroları'ndaki müstehcen , erotik oyunlara karşı tavır takınmalarını da son derece de doğal, doğru ve kendi açılarından da haklı buluyorum. .. Milli görüş politikasıyla hareket eden ve iktidarda bulunan bu mantığı, tırnak içinde bu bağlamda destekliyorum… Ama her şeye karşın konu tiyatroysa iktidarda olan yönetim, Milli Görüş tabii ki tiyatroya müdahale etmeli…" Bunlar da benim gördüklerim... Bir tuhaf durum, sosyalist olduğunu iddia eden, Büktel'in kankası, elmas kalemleri uluslararası taciri bu lafları edebiliyor, Büktel de net bir ifade kullanmadan, desteklerim de desteklemediklerim de var diyebiliyor… Yukarıdaki mantık ya, ya da sığmaz… Çünkü "Günlük Müstehcen Sırları" tıpkı İskender Pala gibi izlemeden eleştiriyor, müstehcen sözcüğüne birde "erotik" sözcüğünü katabiliyor, yuhh denir hatta ohaa denir. Garibim oyunu izlese acaba yüzü kızarır mı? Sanmıyorum… Oyunu burada anlatmayayım, anlatıp da ikisinin de yüzünü kızartmayayım. Benim arkadaşım olsa bu saniyede ilişkimi keserim… " Ama her şeye karşın konu tiyatroysa iktidarda olan yönetim, Milli Görüş tabii ki tiyatroya müdahale etmeli…" diyen birine en azından tiyatro adına selam bile vermem… Ama benim adım Coşkun Büktel değil… O konuya ittifaklar açısından bakar… Büktel'in ne yaptığı da umurumda değil… Dün, Hilmi'yi aşil topuğum olma diye suçlamıştı ve bunu çoktan unuttu… İlgilenenler Hilmi'nin bloğuna girip baksın ve not alsın kaç haber Haber Vaktim'den? Bu yazışmaları okuyanlar baksın ve dönüp Büktel'e sorsun: "Abi, şaka mı bu? Demirkanlı yine mi yalan söylüyor?" diye sorsunlar, sonra Büktel'in suçlamalarına bir daha baksınlar…

        Bütününü izleyip, Coşkun'un bu adamın neyine destek olduğunu anlamak için şu linke göz atmak gerekiyor sanırım, göz atarsanız Büktel'i de daha doğru algılayacaksınız. http://tiyatroyun.blogspot.com/2012/06/linc-kampanyasi-ana-sponsoru-tiyatro_17.html

        Büktel'in Hilmisi işte bu… Hilmi'nin Büktel'i kimdir bilemem…
        Haber Vaktim'le yatıp kalkan, "Günlük Müstehcen Sırlar"a "erotik" diyenlerin beynindeki müstehcenliği de algılamak sanırım tiyatroyla ilişkisi olanlara kalıyor... Komik bile değil... Pala'nın ifade ettiği komikti ama kendini hem sosyalist hem de Büktel'in yakın arkadaşı olarak lanse eden bu kuyumcunun bu yargısı komik bile değil.. Komik duruma düşen sanırım Büktel...


        tiyatroyun.blogspot.com
        Bu site, T.C. Kültür ve Turizm Bakanı AKP'li Ertuğrul Günay'la Lemi Bilgin'in yönetiminde iyice gecekondulaşan Devlet Tiyatroları'ndan reklâm alabilmek umuduyla yayınlanmıyor. Bu site, başta Mustafa Demirkanlı olmak üzere, tiyatral faşizmi yeniden üretmek için LİNÇ KAMPANYASI düzenleyenlere karşı bi...

      • Coşkun Büktel MUSTAFA DEMİRKANLI'NIN YUKARIDA YAPTIĞI YORUMU SONRADAN SİLEBİLİR HAKLI ENDİŞESİYLE AŞAĞIYA KAYDEDİYORUM.

        Mustafa Demirkanlı İstekler12 ortak arkadaş
        Arkadaşlar, bu geyik muhabbetini bırakın... Ben utanıyorum ama Büktel bu şahsı arkadaşım olarak lanse etmeye utanmıyor... size kendi sesiyle ve görüntüsüyle sunuyorum: İşte Büktel'in kankası. "Ama her şeye karşın konu tiyatroysa iktidarda olan yönetim, Milli Görüş tabii ki tiyatroya müdahale etmeli…" Bu ana fikir... Bu görüşleri: Hilmi Bulunmaz: "…tiyatroyla ilgilenmeye başladılar bunu da çok mantıklı buluyorum. Benim sosyalist olmam, benim kaba dille söylersek Fettullahçılığa karşı olmam, kaba dille söylersek Milli Görüşe karşı olmam, Akepeye karşı olmam bu ülkenin realitesini değiştirmez. Bu ülkenin realitesi Adalet ve Kalkınma Partisi'ni iktidara getiren bir realite, dolayısıyla AKP'li, milli görüşten feyiz alan, Fettuhlahizmden feyiz alan kitlelerin tiyatroyla ilgilenmesi ve Şehir Tiyatroları'ndaki müstehcen , erotik oyunlara karşı tavır takınmalarını da son derece de doğal, doğru ve kendi açılarından da haklı buluyorum. .. Milli görüş politikasıyla hareket eden ve iktidarda bulunan bu mantığı, tırnak içinde bu bağlamda destekliyorum… Ama her şeye karşın konu tiyatroysa iktidarda olan yönetim, Milli Görüş tabii ki tiyatroya müdahale etmeli…" Bunlar da benim gördüklerim... Bir tuhaf durum, sosyalist olduğunu iddia eden, Büktel'in kankası, elmas kalemleri uluslararası taciri bu lafları edebiliyor, Büktel de net bir ifade kullanmadan, desteklerim de desteklemediklerim de var diyebiliyor… Yukarıdaki mantık ya, ya da sığmaz… Çünkü "Günlük Müstehcen Sırları" tıpkı İskender Pala gibi izlemeden eleştiriyor, müstehcen sözcüğüne birde "erotik" sözcüğünü katabiliyor, yuhh denir hatta ohaa denir. Garibim oyunu izlese acaba yüzü kızarır mı? Sanmıyorum… Oyunu burada anlatmayayım, anlatıp da ikisinin de yüzünü kızartmayayım. Benim arkadaşım olsa bu saniyede ilişkimi keserim… " Ama her şeye karşın konu tiyatroysa iktidarda olan yönetim, Milli Görüş tabii ki tiyatroya müdahale etmeli…" diyen birine en azından tiyatro adına selam bile vermem… Ama benim adım Coşkun Büktel değil… O konuya ittifaklar açısından bakar… Büktel'in ne yaptığı da umurumda değil… Dün, Hilmi'yi aşil topuğum olma diye suçlamıştı ve bunu çoktan unuttu… İlgilenenler Hilmi'nin bloğuna girip baksın ve not alsın kaç haber Haber Vaktim'den? Bu yazışmaları okuyanlar baksın ve dönüp Büktel'e sorsun: "Abi, şaka mı bu? Demirkanlı yine mi yalan söylüyor?" diye sorsunlar, sonra Büktel'in suçlamalarına bir daha baksınlar…

        Bütününü izleyip, Coşkun'un bu adamın neyine destek olduğunu anlamak için şu linke göz atmak gerekiyor sanırım, göz atarsanız Büktel'i de daha doğru algılayacaksınız. http://tiyatroyun.blogspot.com/2012/06/linc-kampanyasi-ana-sponsoru-tiyatro_17.html

        Büktel'in Hilmisi işte bu… Hilmi'nin Büktel'i kimdir bilemem…
        Haber Vaktim'le yatıp kalkan, "Günlük Müstehcen Sırlar"a "erotik" diyenlerin beynindeki müstehcenliği de algılamak sanırım tiyatroyla ilişkisi olanlara kalıyor... Komik bile değil... Pala'nın ifade ettiği komikti ama kendini hem sosyalist hem de Büktel'in yakın arkadaşı olarak lanse eden bu kuyumcunun bu yargısı komik bile değil.. Komik duruma düşen sanırım Büktel...


        tiyatroyun.blogspot.com
        Bu site, T.C. Kültür ve Turizm Bakanı AKP'li Ertuğrul Günay'la Lemi Bilgin'in yö...Devamını Gör

      • Coşkun Büktel 
        ŞU SAYFADA (http://www.facebook.com/coskun.buktel/posts/449802411704541) BAKİ KUBBE ADIYLA VE GÜYA BENİ SAVUNAN (ÜSTELİK DE BU KEZ GAYET MANTIKLI VE TUTARLI İFADELERLE YÜZDE YÜZ SAVUNAN TAKMA İSİMLİ BİRİ VARDI. BAKİ KUBBE ADLI BU TAKMA İSİMLİ KİŞİYE DEMİŞTİM Kİ:

        "Şu an mantıklı düşünebilen bir insan olduğunuzdan eminim ama iyi niyetinizden ve ne yapmaya çalıştığınızdan, yarın ne yapacağınızdan emin değilim. Haklı davalar haksız yöntemlerle savunulamaz. (...) bu söylemleriniz, en çok, benim 'Takma isimli sapıklar daima Mustafa Demirkanlı'yı destekliyorlar?' tezimi zayıflatmaya yarıyor. Siz eğer Mustafa Demirkanlı'nın kendisi değilseniz, lütfen, bir an önce vazgeçin! Benim takma isimle verilecek desteklere ihtiyacım yok! Hiçbir suç işlemediğinize ve yazdığınız her şey herkese karşı açık alınla da savunulabileceğine göre, ya gerçek adınızla ortaya çıkın ya sonsuza kadar susun! Bu isimle konuşmaya devam ederseniz, farklı bir açıdan, size de diğer sapıklar kadar karşı olacağımı bilin! Haklı davalar haksız yöntemlerle savunulamaz."

        SONUNDA BAKİ KUBBE GİTTİ. AMA GİDERKEN BANA VERDİĞİ TÜM DESTEKLERİ SİLMEYİ VE BÖYLECE (YUKARIDA LİNKİNİ VERDİĞİM SAYFADA) BEN SANKİ ONUNLA DEĞİL DE FİLİZ TERZİ'YLE KONUŞMUŞUM GİBİ BİR İZLENİM YARATMAYI İHMAL ETMEDEN GİTTİ.

        SAPIKLAR BANA KENDİLERİNİ ASLA YUTTURAMADILAR. ŞİMDİ KALKMIŞ ORHAN ALKAYA'NIN BANA ETTİĞİ KÜFÜRLERLE İLGİLİ OLARAK, GÖSTERDİĞİMİZ BELGEDEKİ TWITTER HESABININ (ALKAYA'NIN, TÜM TİYATRO YÜRÜYÜŞLERİNİ ORGANİZE ETTİĞİ 4000 İZLEYİCİLİ HESABIN) ORHAN ALKAYA'YA AİT OLMADIĞINI SÖYLÜYORLAR. BEN 50'NİN ÇOK ÇOK ÜZERİNDE TAKMA İSİMLİ, SAHTE HESAPLI SAPIKLA UĞRAŞTIĞIM HALDE, SAPIKLAR BENİ YANILTMAYI BİR KEZ BİLE BAŞARABİLMİŞLER Mİ Kİ, ŞİMDİ KALKMIŞ, ORHAN ALKAYA'YA AİT DEDİĞİM HESABIN ORHAN ALKAYA'YA AİT OLMADIĞINI SÖYLEYEREK, ÖZDEMİR NUTKU İFTİRASINDAN SONRA ALKAYA KÜFÜRLERİNİ DE AKLAMAYA ÇALIŞIYORLAR? Bakınız: http://www.facebook.com/coskun.buktel/posts/450417018309747


      • Coşkun Büktel BURAK CANEY TAKMA ADLI SAPIĞA TEŞEKKÜR ETMİŞ OLAN MUSTAFA DEMİRKANLI, SAPIKLARIN EN SAÇMA ÇARPITMA VE SAPTIRMALARLA MUSTAFA'YA DESTEK VERMESİNE, YANCILIK ETMESİNE ASLA KARŞI ÇIKMADI. VE NEDENSE 50'DEN FAZLA SAPIĞIN TÜMÜ HER ZAMAN MUSTAFA'YI DESTEKLEDİ. COŞKUN BÜKTEL'İ DESTEKLEYEN TAKMA İSİMLİ TEK KİŞİ DE, BÜKTEL KENDİSİNİ TEŞHİS VE TEŞHİR EDİNCE, VERDİĞİ TÜM DESTEKLERİ SİLEREK ORTADAN KAYBOLDU.

        (Kaynak: facebook)

17 Haziran 2012 Pazar

facebook bataklığı'ndaki LİNÇÇİ Demirkanlı kirliliği!


  • ORHAN ALKAYA'NIN BÜKTEL'E KÜFÜRLERİNDEN BİR DEMET:https://twitter.com/feridunc/status/192970440573059072/photo/1

      • Coşkun Büktel İster misiniz, Mustafa Demirkanlı'nın kankası Orhan Alkaya da beni mahkemeye versin... Gerçi ben onu vermiyorum diye şükretmesi gerekir ama... Belli olmaz.

      • Coşkun Büktel 
        Mustafa Demirkanlı bana her başlık altında, başlık konusunu saptırarak, Hilmi Bulunmaz'ın küfürlerini niye kınamıyorsun, hadi erkeksen kınasana, arkadaşının küfürlerini kınadığını açıklayamazsın, di mi? tarzında laflarla, beni Hilmi Bulunmaz küfürleri hakkında kınama açıklaması yapmaya zorlar. Ne zaman sıkışsa, konuyu cevaplamak yerine, konuyu Hilmi'nin küfürlerine saptırır; bunu sayısız defa yaptığı için, arşivlerimiz onun bu meşhur saptırmasının örnekleriyle doludur. Ama o böyle yapıyor diye ben de onu taklit etmeye, aynını yapmaya kalkışamam herhalde... Ben Mustafa'yı, kankası Orhan Alkaya'nın bana yönelik küfürleri için kınama açıklaması yapmaya asla zorlamadım. Neden mi? Çünkü ben evrensel hukuk ilkelerine saygılı bir insanım, öyle Mustafavari biçimde, hukuksuz, mantıksız ve tutarsız taleplerde bulunamam. Mustafa evrensel hukuk ilkelerini çiğnemekte (bir hukuk öğrencisi olmasına rağmen) sakınca görmeyen hukuk dışı bir arkadaşımız olduğu için, Anayasamızın da ana kurallarından biri olan "Hiç kimse fikir ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz" ilkesini düşman saydığı Büktel'in karşısında rahatça çiğneyebilir. Çünkü o, belli ki, hukukun evrensel ilkeleriyle (hukuk felsefesiyle) ilgilenmek yerine, hukuktaki usül canbazlıklarıyla ilgilenmeyi tercih etmektedir. Ben ise Mustafa'yı kankası Orhan Alkaya'nın küfürlerini kınamaya asla zorlamadığım gibi, kınamadığı için suçlamaya da kalkmam. Çünkü "suçun şahsiliğini" belirleyen evrensel hukuk ilkesine de saygılıyım. Suç, ancak suçu işleyen şahsı bağlar ve suçu işleyen şahıstan hesap sorulur.

        Ama ben Mustafa'yı Yücel Erten'in "ortada sandık sike sike usandık, dalyarak, dörtveren, Çüktel" gibi küfürleri nedeniyle rahatça suçlarım. Çünkü Mustafa bu küfürleri mazur göstermeye çalışan bir yazı yazarak, bu küfürleri eylemli olarak savunmuş ve suça katılmıştır. (İşte Yücel Erten küfürlerinin ve Mustafa'nın o küfürleri savunmasının belgesi: http://www.coskunbuktel.com/buktelyildizsahnesikapatmasi.htm)

        Ben Hilmi Bulunmaz'ın son derece şiddetli öfkesini "anlayabilen" yakın bir arkadaşıyım. Ama onunla aramızda pek çok ortak yön bulunmasına karşın, pek çok farklılık da vardır. Kimse beni bu farklılıkları açıklamaya zorlayamaz. Ama ben Hilmi'nin pek çok yazısını beğendiğim için ya yayınladım ya da link verdim. Mustafa, Hilmi'nin bence beğenilmiş ya da yalnızca link verilmiş yazılarını link vererek gündeme getirip benden o yazıların hesabını sorsaydı, elbette hesap verirdim. Ama o, benim link bile vermediğim yazılardan seçtiği küfürleri kaynak göstererek ya da göstermeksizin sıralayarak, beni o küfürleri kınamaya zorlamak, kınamadığım için suçlamak gibi hukuk dışı, mantıksız ve tutarsız yöntemleri tercih etti her zaman. Yarın öbürgün Mustafa'nın hukuk adamı olarak karşımıza çıkacağını ve Mustafagillerin sayısını düşününce, insan bu memleket adına umutsuzluğa kapılmaktan nasıl korunacağını bilemiyor.

        28 dakika önce

        Coşkun Büktel BEN DE SABAHATTİN ALİ GİBİ DÜŞÜNÜYORUM:

        SABAHATTİN ALİ: "Biz hiçbir zaman, düşmanlarımızın bize karşı kullandıkları silahları kullanamayacağız. Çünkü bu silahlar, bizim elimizi süremeyeceğimiz kadar kirli ve korkakçadır."

        (Kaynak: Merhumpaşa. 2. sayı, 16 Ekim 1947. Ayrıca bakınız: "Markopaşa Yazıları ve Ötekiler" Cem Yayınları, 1986. Sayfa 128.)

        UMARIM ALLAH SONUMU HAYREDER!


        (Kaynak: facebook)

13 Haziran 2012 Çarşamba

Kılavuzu Timur olanın burnu "LİNÇ"ten kurtulmaz!


ERTUĞRUL TİMUR'UN SON DERECE DOĞRU TESPİTLERİ

31 Temmuz 2011 Pazar, 14:09 · tarihinde Bayraklı Belediye Tiyatrosu tarafından eklendi
Aşağıdaki yazı Ertuğrul Timur' dan alıntıdır ve altına imzamızı atıyoruz seve seve çünkü bizlerde yola çıkarken demiştik ve hala arkasındayız Muhsin ERTUĞRULUN bu büyük sözlerinin;' Her Şehirde, her ilçede, her mahallede ve köyde siz gençlik tiyatroları kurmadıkça, isterseniz binbir kalkınma planı yapın o planı uygulayacak aydın genci zor bulursunuz.'
ERTUĞRUL TİMURUN SON DERECE DOĞRU TESPİTLERİne geçelim, umarız birileri kendilerine biraz olsun pay çıkarır sevgi ve saygılarımızla tiyatrosuz kalmayın...
ELİMDEN GELSE TİYATROCULARA 10 YIL BOYUNCA FESTİVAL KELİMESİNİ VE FESTİVAL YAPMAYI YASAKLARDIM !!!
Üç tiyatrocu yanyana geldi mi yeni bir festival daha düzenliyor. Haydi tiyatro için bir şeyler yapalım diye yola çıkılan bütün girişimlerin devamı bir festival daha yapıp oturmakla noktalanıyor. Belki festivalleri bir süreliğine yasaklarsak tiyatrocular oyun sezonu dışında boş kaldıklarında mecbur kalırlar ve gerçekten tiyatronun tiyatrocunun sorunlarını düşünmeye ve bir şeyler yapmaya başlarlar
Doğru dürüst sendikanız yok / Doğru dürüst derneğiniz yok / geçici işçiler gibi çalışıyorsunuz / Her özel üniversite tiyatro bölümü açıyor bunların eğitim kadrosu yeterli midir ve en ünü tiyatrocular bile salon açamazken bu kadar mezun tiyatrocunun istihdam sorunu ne olacak düşünüyor musunuz
Ve festivaller evet kentlere kasabalara hatta köylere tiyatro götürüyor ama taşıma suyla değirmen çabasının da kangrenleşmesine neden oluyor. Oysa 2011 Türkiye'sinde hala bir avuç şehrimizde yerleşik tiyatro var. Sizin yazın boş kalınca lutfedip gitmenizle bir hafta festival yapmanızla Türkiye de tiyatro yaygınlaşmaz. O illerin her birinde kalıcı yerleşik tiyatrolar için seferberlik başlatmak aklınıza geliyor mu?
O şaşalı festivaller düzenleyip sizin üzerinizden prim yapan hava basan belediyelere ve o kentin kasabanın eşrafına "Hemşerim burada kendi yöre halkının tiyatro eğitimini başlatıp kendi yerleşik tiyatro kadrolarını kurup kentinde sürekli tiyatronun oluşması için ne yapıyorsun?" diye sormak aklınıza geliyor mu? Yoksa belediye imkanlarıyla konaklamak kentin güzel hotelinde ağırlanmak şaşalı törenin bir parçası olmak sahneye çıkıp egolarınızı tatmin etmek yetiyor mu? yeni bir şey görmeye susamışlığından dolu dolu salona oynayıp bir kaç gün sonra da o yöre halkı ne izler orda tiyatro bir sene hatırlanır mı düşünmeden gelmiyor musunuz?
Sonra da 72 vilayetin onda birinde bile yerleşik tiyatro olmayan bu ülkede AKP açık ara farkla seçimlerden galip çıkınca karanlığa küfür edip Aziz Nesin doğru söylemiş lafazanlığınızla kendinizi avutuyor musunuz? Ne o ? Siz festivalde bir oyun sahnelediniz oranın elitleri bir hafta boyunca tiyatro festivali izledi diye ülkenin o yöresi aydınlandı mı sanmıştınız yoksa ?..

(Kaynak: facebook)

11 Haziran 2012 Pazartesi

LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından TOBAV adına Coşkun Büktel'in skeçlerinden oluşan "Rivayet Muhtelif" oyununu yöneten Yusuf Köksal diyor ki...


FOTOĞRAFTA COŞKUN BÜKTEL'LE GÖRÜLEN YUSUF KÖKSAL DİYOR Kİ: Hükümet, "özgür sanatın güvencesi biziz" demesi gerekirken, "sanat özgür değil, onu biz özgürleştireceğiz" diyorsa, orada, 'ileri demokrasi' sorunu var demektir...
"Devletin tiyatrosu olmaz" diyenlerin sağlam bir gerekçesine rastlayabilmiş değilim. Sağlam bir gerekçeye rastlayan var mı gerçekten?..

  • Isa Albayrak ve Tunç Yaşar bunu beğendi.

    • Coşkun Büktel İzmir DT'nin müdür yardımcısı Yusuf Köksal, "5441 sayılı Devlet Tiyatroları yasası"nın önemini, DT'li olmayan okurların da kavraması için önemli bir açıklama da yapmış:

      5441 sayılı Devlet Tiyatroları yasası 1949 yılında kabul edildi. O dönemde yasayı yapan meclis üyeleri, "biz, tiyatroyu, tiyatroculardan daha iyi bilemeyiz" diyerek tüm yetkiyi Devlet Tiyatroları Genel Müdürü'ne vermişler ki, bu, kurumumuzun özerk olması anlamına gelmektedir. Hükümet, önümüzdeki günlerde bu yasada değişiklik yaparken, sanatı daha da özgürleştirecek mi, yoksa, "biz, tiyatroyu, tiyatroculardan daha iyi biliriz" diyerek, tiyatrocu yöneticilerin yetkilerini kısıtlama yoluna mı gidecek, hep birlikte göreceğiz...


      (Kaynak: facebook)

8 Haziran 2012 Cuma

İşçiler inim inim inlerken facebook bataklığı kirletiyor!



Coşkun Büktel · 27 abone
18 saat önce · 
  • ŞİMDİ, "RİVAYET MUHTELİF"İ BİR KEZ DAHA SEYRETMEYE GİDİYORUM. CUMARTESİ 14.50'DE İSE TEKRAR İSTANBUL'A DÖNÜYORUM.

    • Nizameddin Bozdemir bunu beğendi.

      • Tunç Yaşar Geçen seferki performansla ilgili yorumda bulunmadınız? Acaba çok memnun kaldınız da, tekrar mı gidiyorsunuz?

      • Mustafa Demirkanlı 
        Tunç Bey, satır aralarını okuma sıkıntınız var:)) Ben örneği kendim üzerinden vereyim, siz anlayın... Ben, herşeyden önce benim oyunumu sahneleyenleri beğenmemek üzere giderim oyunu izlemeye, hele bir de TOBAV'ın adının geçtiği bir tiyatroysa zaten beğenmem mümkün değil. Beğenmediğimi de yazarım ilk dakikada, ama miğdemle ilgili bir sorunum vardır, içhastalıkları doktoru da oyunda yer almaktadır; Nihal HANIM, miğdemi tedavi eder, çok başarılıdır, artık NİHAL çok başarılıdır... Hanım artık Nihal olduysa, dönüp o beğenmediğim ifadelerini kaşla göz arasında silerim... yanlış anlaşılmasın bunları ben yaparım, Büktel zinhar silmez.. İnanır mısınız ilk kez Büktel'in sahnelenen bir oyununa ilişkin -şu anda kayıtta olan- olumsuz tek cümlesi olmadı, bu Büktel'in tarihinde bir ilktir, bunu en iyi eski eşi, arkadaşım Nalan anlar... Neden ikinci kez izlemeye gittiğinin de yanıtını inanın ben tahmin bile edemem. En iyi ihtimalle hem de TOBAV'ın adı geçen amatör tiyatro bir şahaser yaratmış diyelim ve mutlu olalım... Büktel'in bir oyunu hem de uçağa binip bir başka şehre giderek izlediğine tanık olan olduğunu sanmıyorum, aynı kentte bile 2 kez izlemeye dayanamaz... Buradan sonrası özel hayata girebilir, hiç hakkımız yok... Bizi aşar...


      • Coşkun Büktel ARŞİV (YALNIZCA 2 GÜN ÖNCESİ):

        MUSTAFA DEMİRKANLI: Tunç Bey, adımı kullanmadıkça, şahsıma yönelik konuşmadıkça zaten bu şahsın adını bile ağzıma almıyorum.

        PEKİ, YUKARIDA MUSTAFA'NIN ADINI KULLANMIŞ MIYIM? HAYIR. ONA YÖNELİK KONUŞMUŞ MUYUM? HAYIR. PEKİ, MUSTAFA'NIN YUKARIDAKİ CÜMLEYİ (Tunç Bey, adımı kullanmadıkça, şahsıma yönelik konuşmadıkça zaten bu şahsın adını bile ağzıma almıyorum.) GERÇEKTEN SÖYLEDİĞİNE DAİR BELGEM VAR MI?

        Elbette, ben kocakarı masalı anlatmam. İşte yukarıda aktardığım ifadenin yer aldığı yalnızca 2 gün önceki sayfa:http://www.facebook.com/coskun.buktel/posts/443882175629898

        MUSTAFA DEMİRKANLI SALI GÜNÜ "Tunç Bey, adımı kullanmadıkça, şahsıma yönelik konuşmadıkça zaten bu şahsın adını bile ağzıma almıyorum." DEMESİ GEREKTİĞİ İÇİN ÖYLE DEMİŞ, BAŞKA ZAMANLARDA İSE BU KURALI HİÇ UMURSAMAMIŞ. AMA ŞÖYLE BİR AVANTAJI VAR: MAHKEMELER YALAN VE İFTİRAYA CEZA VERMİYOR. YALAN VE İFTİRACILARA, ÖRNEĞİN, SAPIK PSİKOPAT DERSENİZ ONA CEZA VERİYOR. MUSTAFA DEMİRKANLI GÜNÜMÜZ HUKUK SİSTEMİNİN CİLVELERİNDEN YARARLANMAK İÇİN, HAFTALARDIR BENİ TAHRİK ETMEYE ÇALIŞIYOR. AMA MAHKEMEYE GELİNCE "adımı kullanmadıkça, şahsıma yönelik konuşmadıkça zaten bu şahsın adını bile ağzıma almıyorum." GİBİ BİR YALAN ATIYOR. BEN BU İFADENİN YALAN OLDUĞUNU BELGELEYİNCE NE OLUYOR? HAKİMLER BELGELİ VE AYRINTILI YAZILARI OKUMAKTAN NE YAZIK Kİ ÇOK SIKILIYORLAR... YAŞASIN ADALET!


      • Coşkun Büktel UFO'lara inanmak, Mustafa'ya inanmaktan çok daha mantıklıdır. Benden size tavsiye: Değil genellikle yazdığı kanıtsız, belgesiz, tutarsız "laflara"; ender olarak belge gösterdiği zaman, belgelerine bile inanmayın! Ya sahtedir ya da konuyla alakasız olup konuyu saptırmaktadır ya da zaten cevabı önceden onlarca defa verilmiş olduğu için, karşı tarafın artık cevaplamadığı aldatmacalardır.

      • Mustafa Demirkanlı 
        Konu, sanırım Büktel'in izlediği oyuna ilişkin yorumuydu, soruyu soran Tunç Bey'di ben de ona yazdım. Şimdi Büktel ne anlatıyor sizce? Tunç Bey gibi ben de merak diyorum, kendi oyununu ikinci kez izlemeye giden -hem de şehirler arası- Büktel'in oyun hakkındaki yorumu nedir acaba? Diş kısmını sanırım anladık...O kısım bizi ilgilendirmez... Sanırım TOBAV taihinde ilk kez doğru bir iş yapmış!:))) Büktel, TOBAV adının olduğu bir projeye tek olumsuz laf etmediğine göre, hiç alışkın değiliz de, onun için şaşırdık... Bir de Hilmi bu meseleyi hiç gündeme getirmedi, yoksa o da mı şaşırdı acaba!:))) Kim kimi kandırıyor? Nesneliğin ne olduğunu herkes gördü ve de anladı, eminim Nalan da anlamıştır...Umarım Büktel'in dişinde kalan son kırıntılarda çıkartılmış, rahatlamıştır... Önemli olan bu...:)))


      • Coşkun Büktel ARŞİV (YALNIZCA 2 GÜN ÖNCESİ):

        MUSTAFA DEMİRKANLI: Tunç Bey, adımı kullanmadıkça, şahsıma yönelik konuşmadıkça zaten bu şahsın adını bile ağzıma almıyorum.


      • Coşkun Büktel MUSTAFA'NIN BU SAYFADAKİ 2 YORUMUNU SİLECEĞİNİ SANIYORUM. SİLEMESİN DİYE AŞAĞIYA DA KAYDETMİŞ OLAYIM:

        Mustafa Demirkanlı · 11 ortak arkadaş
        Tunç Bey, satır aralarını okuma sıkıntınız var:)) Ben örneği kendim üzerinden vereyim, siz anlayın... Ben, herşeyden önce benim oyunumu sahneleyenleri beğenmemek üzere giderim oyunu izlemeye, hele bir de TOBAV'ın adının geçtiği bir tiyatroysa zaten beğenmem mümkün değil. Beğenmediğimi de yazarım ilk dakikada, ama miğdemle ilgili bir sorunum vardır, içhastalıkları doktoru da oyunda yer almaktadır; Nihal HANIM, miğdemi tedavi eder, çok başarılıdır, artık NİHAL çok başarılıdır... Hanım artık Nihal olduysa, dönüp o beğenmediğim ifadelerini kaşla göz arasında silerim... yanlış anlaşılmasın bunları ben yaparım, Büktel zinhar silmez.. İnanır mısınız ilk kez Büktel'in sahnelenen bir oyununa ilişkin -şu anda kayıtta olan- olumsuz tek cümlesi olmadı, bu Büktel'in tarihinde bir ilktir, bunu en iyi eski eşi, arkadaşım Nalan anlar... Neden ikinci kez izlemeye gittiğinin de yanıtını inanın ben tahmin bile edemem. En iyi ihtimalle hem de TOBAV'ın adı geçen amatör tiyatro bir şahaser yaratmış diyelim ve mutlu olalım... Büktel'in bir oyunu hem de uçağa binip bir başka şehre giderek izlediğine tanık olan olduğunu sanmıyorum, aynı kentte bile 2 kez izlemeye dayanamaz... Buradan sonrası özel hayata girebilir, hiç hakkımız yok... Bizi aşar...
        11 saat önce · Beğen

        Mustafa Demirkanlı · 11 ortak arkadaş
        Konu, sanırım Büktel'in izlediği oyuna ilişkin yorumuydu, soruyu soran Tunç Bey'di ben de ona yazdım. Şimdi Büktel ne anlatıyor sizce? Tunç Bey gibi ben de merak diyorum, kendi oyununu ikinci kez izlemeye giden -hem de şehirler arası- Büktel'in oyun hakkındaki yorumu nedir acaba? Diş kısmını sanırım anladık...O kısım bizi ilgilendirmez... Sanırım TOBAV taihinde ilk kez doğru bir iş yapmış!:))) Büktel, TOBAV adının olduğu bir projeye tek olumsuz laf etmediğine göre, hiç alışkın değiliz de, onun için şaşırdık... Bir de Hilmi bu meseleyi hiç gündeme getirmedi, yoksa o da mı şaşırdı acaba!:))) Kim kimi kandırıyor? Nesneliğin ne olduğunu herkes gördü ve de anladı, eminim Nalan da anlamıştır...Umarım Büktel'in dişinde kalan son kırıntılarda çıkartılmış, rahatlamıştır... Önemli olan bu...:)))
        8 saat önce · Beğen

        YENİ HİÇBİR ŞEY SÖYLEMEDİĞİM HALDE, MUSTAFA ŞİMDİ UZUN UZUN BİR SÜRÜ "LAF SALATASI" DÖŞEYEREK, BU SAYFAYI OKUNMAZ HALE GETİRMEYE KALKIŞACAK. KALKIŞMAZSA HELÂL OLSUN!


      • Tunç Yaşar 
        Sayın Büktel ilk satırda sormuş olduğum soru masumane bir soruydu. Bu soru sadece merakımdan kaynaklı olarak ortaya çıktı. Siz buna cevap vermediniz. Sayın Mustafa Demirkanlı olaya dahil oldu ve sormuş olduğum soruya kendi adına cevap verdi. Siz hala cevap vermediniz, vermemek hususunda direniyorsunuz ve cevap vermek yerine Mustafa Demirkanlı' nın 2 gün önce sizin hakkınızda söylediklerini defalarca copy paste yaparak ortada kalmış olan sorumu geçiştirmekle yetiniyorsunuz. Eğer skeçlerinizden oluşan Rivayet Muhtelif' i izlemeye 2. kez gitmenizin ardında kişisel bir çıkar söz konusu ise ve bu kişisel çıkar bizlere skeçler adına eleştirel yoksunluk olarak geri dönüyorsa, yazılarına, yapıtlarına, duruşuna fazlasıyla saygı gösterdiğim Coşkun Büktel olumsuz imaj hanesine bir çentik daha atacaktır.


        (Kaynak: facebook)