20 Mart 2013 Çarşamba

LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni çıldırtan proje: BULUNMAZ TİYATRO - DEVLET TİYATROLARI






Coşkun Büktel · 58 followers
Yesterday at 6:30am · 
  • HİLMİ BULUNMAZ, HİÇBİR KARŞILIK BEKLEMEDEN, TÜM MASRAFLARI KENDİ CEBİNDEN ÖDEYEREK, LEMİ BİLGİN'E BİRLİKTE TİYATRO OYUNLARI BASMAYI ÖNERDİ.

    LEMİ BİLGİN HALKIN VE TİYATRO SANATININ YARARI ADINA YAPILMIŞ BU TEKLİFE ŞU 3 CEVAPTAN BİRİYLE KARŞILIK VEREBİLİR:

    1. TEKLİFİ KABUL EDİYORUM! LÜTFEN DERHAL ANKARA'YA GELİN, PROJEYİ GÖRÜŞÜP, BİR AN ÖNCE HAYATA GEÇİRELİM. TİYATROMUZDA HALK VE SANAT YARARINA BİR YAYIN CANLANMASINI BİZ DE ÇOK İSTERİZ.

    2. OYUN BASMAYA GEREK YOK. İYİ KÖTÜ BÖYLE DE İDARE EDİP GİDİYORUZ İŞTE... ZATEN EMEKLİLİĞİME ŞURADA KAÇ GÜN KALDI?! LÜTFEN, BAŞIMA İCAT ÇIKARIP BENİ RAHATSIZ ETMEYİN!

    3. BEN DEVLETİM, BANA PARA VERECEK OLAN HİLMİ BULUNMAZ'LA MUHATAP OLMAK BANA YAKIŞMAZ; BANA ANCAK BENDEN HALKIN PARASINI TIRTIKLAYACAK İFTİRACI VANDALLARLA MUHATAP OLMAK YAKIŞIR. BİZ KİTAP BASACAKSAK, ANCAK BİZDEN HALKIN PARASINI ALIP BİZİ KAZIKLAYACAK OLANLARA BASTIRIRIZ. EĞER BASTIRMIYORSAK, ŞU SIRALAR BİR DE OYUN METNİ BASARAK KAZIKLANMAYA BÜTÇEMİZ YETMEDİĞİ İÇİNDİR.

    Hilmi Bulunmaz'ın Lemi Bilgin'e önerisi için, bakınız:http://www.tiyatroyun.blogspot.com/2013/03/bulunmaz-yaynclktan-lemi-bilgine-cok.html
    See Translation
    2
    • Coşkun Büktel Eğer bugün DT genelmüdür koltuğunda, halktan ve tiyatro sanatından yana bir insan oturuyorsa, yukarıda saydığımız üç şıktan hangisini tercih edeceği gayet açıktır.See Translation
    • Mustafa Demirkanlı "ben isim vermeden insanları suçlayacak kadar alçak biri değilim." İmza Coşkun Büktel (Mealen aktardım) Bakalım dediği gibi biri miymiş yoksa laf olsun diye mi sallamış... Soru: "BANA ANCAK BENDEN HALKIN PARASINI TIRTIKLAYACAK İFTİRACI VANDALLARLA MUHATAP OLMAK YAKIŞIR." Kim bu vandallar? eminim açıklamayacaktır, yukarıdaki cümlesini düzeltmesi kendi hayrınadır, "olmuş, bir hata yapmışım, isim misim açıklamadan suçlarım ben insanları da demeyip, anında konuyu değiştireceğine kalıbımı basarım...See Translation
    • Coşkun Büktel Hilmi'nin teklifi ne güzel, di mi, Mustafa? Yeni yeni oyunlar basılacak, tiyatromuz canlanacak ve tüm masrafları Hilmi ödeyecek, tiyatromuzda tüm insanlar mutlu olacak. Sen de mutlu olmaya çalış! Bu sayfada konu bu! Lütfen değiştirmeye çalışma!See Translation
    • Mustafa Demirkanlı Hiçbir şey değiştirmiyorum, Hilmi'nim girişimi de çok güzel. Sorum şu: Hani sen ismini vermeden kimseleri suçlamazsın ya... " Soru: "BANA ANCAK BENDEN HALKIN PARASINI TIRTIKLAYACAK İFTİRACI VANDALLARLA MUHATAP OLMAK YAKIŞIR." Kim bu vandallar? eminim açıklamayacaktır, yukarıdaki cümlesini düzeltmesi kendi hayrınadır, "olmuş, bir hata yapmışım, isim misim açıklamadan suçlarım ben insanları da demeyip, anında konuyu değiştireceğine kalıbımı basarım..." Hadi bakalım ya lafını ye ya da açıkla, isimsiz suçladıkların kim? Bakalım ne kadar delikanlısın...See Translation
    • Mustafa Demirkanlı Çok kolay. "Ben işime gelince isim vermeden de suçlarım, kimse de bu çelişkimi bana soramaz." de, olsun bitsin... "Lütfen değiştirmeye çalışma!" diye yalvarman gereksiz, konu yazdığın metinde, isimsiz suçlamalarında, kendi ilkene kendinin karşı çıkmasında... Bakalım, takip edelim, Büktel'i daha iyi tanıyacağız.See Translation
    • Coşkun Büktel Benim kolaylık aradığım yok, Mustafa; zorda değilim ki... Sen kendinde müfettiş yetkisi görerek bana soru soruyorsun diye, ben seni müfettiş kabul ederek senin sorularına cevap vermek zorunda değilim ki... Sana "lütfen" diyorsam, bu senin sandığın (ya da saptırmaya çalıştığın) gibi, yalvardığım anlamına gelmiyor. Ama gel şu mutlu sayfayı kirletme! Bak Hilmi Devletimizin tiyatrosuna ne güzel bir öneri yapmış, bundan mutlu olmak yerine, niye rahatsız olasın ki...? Boşver, gel sen de katıl herkesin sevincine...See Translation
    • Mustafa Demirkanlı Ahh Büktel ahhh, hayatta bir kere lafının arkasında dur... ben senin yazdığın mutluluk yazısının dışında bir şey sormadım ki? Müfettişlikle ne alakası var, kaçacak bu noktayı mı buldun? O laf senin sitenin başında durdu uzun süre. Sen isim vermeden kimleri suçladın, açıklayamıyorsun değil mi? Peki, o zaman daha önce söylediğin "İsim vermeden suçlamam" ilkenden vazgeçtiğini söyle olsun bitsin...Ben sana genel bir soru sormuyorum ki, uzun süre sitesinin başında taşıdığın ve çok övündüğün ilkene ne olduğunu soruyorum, sen napıyorsun? Yanıtı yukarıda...Büktel'in yanıtlayamadığı soruya verdiği yanıtımsılarda... Özür mü dileyecek yoksa çaresizlikten konuyu mu değiştirecek? Bakalım takip edelim, Büktel'i daha iyi tanıyacağız. Kendi kendini övdüğü Büktel mi karşıdaki yoksa yanıtını veremediği yukarıdaki takiyyedeki adam mı?See Translation
    • Coşkun Büktel Ben çok mutluyum, Mustafa! Hilmi'nin önerisi, tiyatrosever her insanı da mutlaka mutlu etmiştir. Keşke sen de mutlu olabilsen... Beni provoke etme çabanı ve umudunu ve şu müfettiş paltonu üstünden çıkarıp bi yana atarak, keşke sen de artık biraz ferahlayabilsen... Bravo, Hilmi!See Translation
    • Mustafa Demirkanlı Hilmi'nin önerisine mutlu olmadım demedim ki, tam tersi ne güzel bir öneri dedim, bunu herkes anladı... İnsanların anlayamadığı: Senin "isimini vermeden kimseyi suçlayacak kadar alçak değilim" ilkene ne oldu? Vaz mı geçtin? Yoruyorum seni, yüzüne vurduğum çok ağırına gidiyor, haklısın, çok ağır... Ama yanıtlamadan kaçamayacağın kadar da seni bağlayan bir durum... Çok uzun süre sitenin başında taşıdığın bir banner'dı... VAZ GEÇTİM, BEN İSİM VERMEDEN SUÇLARIM de ben de takip edenler de "biraz ferahlayabilse", ne dersin? Sanırım yanıtlayamayacaksın, ama ben bu utancını unutturmayacağım sana... Bakalım senin yazdıklarını beğenenler ne diyecek bu işe? Hoş sen de biliyorsun ya, kedi pisliğini örter gibi örtmeye çalışacaksın...Örtmeye çalış bakalım ama sen de biliyorsun, bu konuda artık tek laf edemeyeceksin...See Translation
    • Coşkun Büktel Mustafa'cığım, Hilmi'nin teklifine gerçekten sevindiysen, neden bu sayfada Hilmi'nin bir başka örneği tiyatromuzda asla görülmemiş bu cömert fedakarlığını değerlendiren ve Hilmi'ye saygı sunan cümleler kurmak yerine; konuyu Hilmi'den saptırmaya çalışıyorsun? Hilmi'ye fazlasıyla hak ettiği saygıyı sunmak çok mu zor? Hilmi'ye fazlasıyla hak ettiği saygıyı sunmak yerine, niye beni provoke ederek ağzımdan hakaretamiz bir laf kapıp doğru savcılığa koşmayı takıntı haline getirdin? Bırak artık bu hesapları da, Hilmi'nin teklifine gerçekten sevinmeyi dene! Lemi Bilgin'in o cömert teklifi neden kabul etmesi gerektiği üzerine birkaç cümle kurmaya çalış! Mutlu değilsen bile, mutluymuş gibi görünmeye çalış. Bak, ben Hilmi'nin halktan ve tiyatro sanatından yana o muhteşem fedakârlığına saygımdan ötürü, konuyu saptırmamak için elimden gelen her şeyi yapıyor; bir buçuk yıldır (o konuda ağzını bıçak açmadığını bile bile ama yine de inatla) yüzlerce defa sorduğum halde senin bir türlü cevaplamadığın (sonradan silip yok ettiğin o galiz küfürlerinle ilgili) klasik sorumu bile bu sayfada sormuyorum. Niye? Çünkü bu mutlu bir sayfa! Bu sayfa Hilmi'nin muhteşem özverisine adanmış bir sayfa! Lütfen (yine yanlış anlama, yalvarmıyorum) kirletme bu sayfayı! Kırk yılın başında bir tane tiyatrocu da çıkmış, "devlet malı deniz" felsefesini elinin tersiyle iterek, devlete katkı yapmayı önermiş. Gel sen de katıl herkesin bu mutluluğuna!See Translation
    • Mustafa Demirkanlı Büktel, yukarıda yazdıklarına inanıyor musun gerçekten? Senin için ağır değil mi? İlkeni göz göre göre çiğnemek, sonra da yeri geldikçe kendini övmeler... Çelişkini yani gerçek olmayanı önüne konanlara yanıt verememek, ağrına gitmiyor mu? İki, Savcılığa tabii ki şikayet de bulunacağım, merak etme yeterli karine var, ben onun peşinde değilim... Senin, kendi kendini mahkum ederek, çaresizlik için de ne diyeceğini bilememe durumun karşısında her medeni insan gibi özür dileme yiğitliğini gösterememene üzülüyorum... Hatırlarsın, bana iftira atmıştın, ispatladım, sen de özür diledin, yine özür dileyebilirsin, ben o ilkeden vaz geçtim diyebilirsin ya da isim verirsem başım derde girer onun için isim vermiyorum diyebilirsin... üç, senin tartışma sırasını bırakarak, yine konuları saptırmak için sorduğun sorunun yanıtını 26 Mart'ta vereceğim (Mahkemede) ve bir adım daha atıp, soruşturmanın genişletilerek Avi Maraşlıyan'ın sunacağım IP adresleriyle bulunmasını talep edeceğim, umarım yakın arkadaşın Bulunmaz bu konuda itiraz etmez hatta aynı talebi tekrarlar, korkunuz yoksa tabii... Evet, ilkene ne oldu? İSMİNİ VERMEDEN KİMSEYİ SUÇLAMAM ilkeni, Hilmi'nin aklına eserek yaptığı bir önerinin huşu içindeki saygı duruşuna kurban mı edeceksin? Hilmi, kurumlara Dergi çıkarmayı da önermişti, o derginin yazar kadrosuna seni de önermişti... aklına geldiği gibi öneride bulunuyor. Aslında, kimseye gereksinimi yok ki zaten baskı masrafını kendi karşılayacakmış, DT'ye neden ihtiyaç duyuyor ki? Sen kendi ilkene sahip çık ya da sus... suskunluğun çok şeyi anlatır...See Translation
    • Mustafa Demirkanlı Verdiğim rahatsızlıktan ötürü özür dilerim ama "ilkem" diye yutturmaya çalıştıklarının da boş bir cümle olduğunu insanların bilme hakkı olduğunu düşünüyorum... Tanımayanlar da tanımaya başlamıştır sanırım... ben biliyordum da... dava meselesine gelince tabii ki dava açacağım, şikayette de bulunacağım... "DEVLET TİYATROSUNDAN PARA TIRTIKLAMAYA ÇALIŞAN VANDALLARLA" ahlaksız suçlamanın hesabını vereceksin... yeterli kanıt var, burada ısrarla kendinle çelişmen sana ömür boyu yeter de artar bile...See Translation
    • Coşkun Büktel Hilmi'nin bu cömert teklifinden bu kadar rahatsız olacağını tahmin edemediğimiz için, asıl biz senden özür dileriz, Mustafa! Yalnız, işi tehdide vardırmasan bence daha iyi ederdin... Dikkat et, olur mu, benim "sıfır sansürlü" demokrat sayfalarıma girip de, benim "sıfır sansür" ilkemi mümkün olan en kötü niyetle suiistimal edip, sürekli ricalarıma rağmen bana yönelttiğin bu asılsız suçlama, tehdit, hakaret ve provokasyonların yüzünden, sen bana dava açmaya çalışırken savcı sana kamu davası açmasın! YAŞASIN HİLMİ'NİN ÖZVERİLİ TEKLİFİ! BRAVO, HİLMİ BULUNMAZ!See Translation
    • Mustafa Demirkanlı Hilmi'nin arkasına bu kadar sığınman beni bile şaşırttı... Hilmi'nin teklifi yaşasın, varolsun da senin ilkene noldu? Ona bir açıklık getirsen diyorum, ilkeler öyle işine geldiği gibi değiştirilmez diye biliyordum ben.... yoksa Büktelce'nin bir ilkesi de bu mudur? İşime geldiği gibi ilkemi ya önemserim ya da önemsemem, kimse bana müfettiş gibi soramaz mı diyorsun... İlke benim değil mi, istediğim gibi kullanırım demek mi? Dedim ya beni de şaşırttın... İlkeler bu kadar kolay çiğneniyorsa onun adı ilke değil, show malzemesidir...Artık susmalısın, konuştukça batıyorsun... Bir daha da kasım kasım kasılmaya kalkma... Hadi geçmiş olsun...See Translation
    • Coşkun Büktel Uzatma, Mustafa! İnsan mahkemeye vereceğim dedikten sonra, artık son sözünü söylemiştir. Daha fazla gevezeliğe gerek kalmaz. Mahkemede görüşürüz.See Translation
    • Mustafa Demirkanlı Mahkeme adli bir yapı... Ahlak burada konuşulur, mahkeme senin ilkenle ilgilenmez... Hata yaptım diyemiyorsun, "isim vermeden suçlamam" ilkemi terk ettim de demiyorsun... neden? Sen nasıl ilkeli biri olduğunu iddia ediyorsun?.. Ayıp değil mi? Yoksa biraz utanmaya başladın mı? Rahat bırak beni, utandırdığın yeter mi diyorsun yoksa? Bu ilkesizliğinle nasıl uyuyacaksın bu gece, yarın gece, sonraki geceler... Beni bile şaşırttın... İlkeli Büktelmiş... Pöh, yesinler ilkeni, ilkesini anında satan adamı da yesinler... İlkesiz Büktel, kendi ilkesini çiğneyen Büktel, bir lokma niyetine yiyebilen Büktel... Sadece insanları yanıltmak için,"ilkem" diye övündüğü ana sayfasında uzun süre taşıdığı ve bir anda yok sayan Büktel... Utanma eşiği epey yükselmiş Büktel... Yazık çok yazık...See Translation
    • Mustafa Demirkanlı Beni bile bu ilkesizliğinle hayal kırıklığına uğrattığın için seni kınıyorum, isim vermeden yaptığın ahlaksız suçlamalardan dolayı seni kınıyorum... Büktel, ilkene neden sahip çıkmıyorsun diyemeyen, "beğen düğmecisi" arkadaşlarını da kınıyorum, sana bu kadar somut bir soruya neden yanıt vermediğini soramadıkları için...See Translation
    • Mustafa Demirkanlı Büktel, banner'ına tıklayınca çıkan şu: "Sitemin başlığına ("banner") koyduğum "İnsanları ismimi ve isimlerini vermeden suçlayacak kadar alçak değilim" (C.B.) ilkeni açıklayan ve tersini yapanları "alçak" olarak suçlayan banner'ını kaldırmayı düşünüyor musun? Yoksa, hâlâ aynı şeyi savunuyor musun? Savunuyorsan aradaki çelişkiye vereceğin bir yanıt var mı?See Translation
    • Mustafa Demirkanlı "Bugüne kadar izlediğin hiçbir oyununu beğenmediğin, çıkartmaya çalıştığı dergisinin ilk sayısında "ben bu oyunda yokum!" dediğin, "Aşil topuğum olma" diye basılı bir dergide tanımladığın, daha bir iki ay önce ödenekli kurumlara sözüm ona ortak dergi çıkartma önerisi yapan, şimdi de aklına estiği için DT'ye (Kaldı ki neden DT? Musahipzade Celâl'in DT ile ilgisi ne? Varisi filan mı yoksa?) öneride bulunduğunu sanan, parası benden diyerek aşağılamaya kalkan (Çünkü böyle bir öneri yoktur, yapılmamıştır sadece ücretsiz yayıncık yapmaya çalıştığı blokspot'unda yüzlerce anlamsız yazının yanında yer alan bir eğlencelik (!) karşısında ilkeni çiğneyerek, sadece öfke duyduğun insanlara hakaret etmek için bu tuzağa dahil olmak seni hiç mi üzmedi? Yoksa birlikte mi organize ettiniz? Hiç mi yüzün kızarmadı?

      Çok yazık! Gerçekten yazık!

      Bu cümle sana mı ait? Hâlâ arkasında mısın bu cümlenin?

      "Sitemin başlığına ("banner") koyduğum "İnsanları ismimi ve isimlerini vermeden suçlayacak kadar alçak değilim" (C.B.)" Yazının tamamı ya da Büktel'in ilkesi "Bulunmaz Büktel'in İlke Düşkünlüğü" yazısında.http://www.tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=3715
      See Translation
      Tiyatro insanlarının bıktığı, doğduklarına pişman oldukları/edildikleri, gerçekten bıkkınlık yaratan: Dünyanın kendi etraflarında döndüğünü sanan bu ikiliden kurtulmak çok zor…

      (Kaynak: facebook)

1 Mart 2013 Cuma

"İstanbul Korsan Tiyatroları" Genel Sanat Yönetmeni Hilmi Zafer Şahin, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü K. Lemi Bilgin ve Kocaeli Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Veysel Sami Berikan'ın verdiği reklâmlarla ancak yayınlarını sürdüren Yeni Tiyatro Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş'la "İstanbul Korsan Tiyatroları" Genel Sanat Yönetmeni Hilmi Zafer Şahin, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü K. Lemi Bilgin ve Kocaeli Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Veysel Sami Berikan'ın verdiği reklâmlarla ancak yayınlarını sürdüren LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yayın Yönetmeni Mustafa Şükrü Demirkanlı, birbirlerine kavgada bile söylenmeyecek kadar ağır lâflar edip, tiyatro yayıncılığının düzeyini düşürüyorlar!


  • Erbil Göktaş: YENİ TİYATRO DERGİSİ'NİN ŞUBAT 2012, 35. SAYISINDA SAM SHEPARD'IN "ARKA BAHÇEYE NE GÖMDÜK?" ADLI OYUNU ÜCRETSİZ ARMAĞAN EDİLİYOR. BİLGE KOLOĞLU'NUN TÜRKÇE'YE KAZANDIRDIĞI "ARKAYA BAHÇEYE NE GÖMDÜK" YENİ TİYATRO DERGİSİ'NİN DE ARMAĞAN ETTİĞİ 29. KİTAP... DERGİYE ABONE OLANLARA KİTAPLAR ÜCRETSİZ ARMAĞAN EDİLİYOR.
    YENİ TİYATRO DERGİSİ'NİN ŞUBAT 2012, 35. SAYISINDA SAM SHEPARD'IN "ARKA BAHÇEYE NE GÖMDÜK?" ADLI OYUNU ÜCRETSİZ ARMAĞAN EDİLİYOR. BİLGE KOLOĞLU'NUN TÜRKÇE'YE KAZANDIRDIĞI "ARKAYA BAHÇEYE NE GÖMDÜK" YENİ TİYATRO DERGİSİ'NİN DE ARMAĞAN ETTİĞİ 29. KİTAP... DERGİYE ABONE OLANLARA KİTAPLAR ÜCRETSİZ ARMAĞAN EDİLİYOR.
    YENİ TİYATRO DERGİSİ'NİN ŞUBAT 2012, 35. SAYISINDA SAM SHEPARD'IN "ARKA BAHÇEYE NE GÖMDÜK?" ADLI OYUNU ÜCRETSİZ ARMAĞAN EDİLİYOR. BİLGE KOLOĞLU'NUN TÜRKÇE'YE KAZANDIRDIĞI "ARKAYA BAHÇEYE NE GÖMDÜK" YENİ TİYATRO DERGİSİ'NİN DE ARMAĞAN ETTİĞİ 29. KİTAP... DERGİYE ABONE OLANLARA KİTAPLAR ÜCRETSİZ ARMAĞAN EDİLİYOR.
    • Emrah CaniSadık Medin ve 2 kişi daha bunu beğendi.
    • Mustafa Demirkanlı Büktel, ben bulamadım Dergi'yi, sen nereden aldın? Yoksa yine yalan yayın mı yapıyorsun? Yapmıyorsundur, kesin edinmişsindir... Ben kötü bir adamım... Sen ki yalan söylemeyen bir gerçekçi... Belki de Erbil'in yalancısı olmuşsundur ama sen araştırmadan imza atmazsın, emin olduğun için eklemişsindir, hemen kanıtlar ve beni rezil edersin ama sen zaten rezil olamazsın... Rezil olamayacak kadar deneyimli bi kaşarsın... Yanıt bekiyorum: Yeni Tiyatro yayımlandı ve ben edindim ya da hiç araştırmadan ne zaman yayımlanacağını bilmediğim Dergi'yi yanılarak yayımlanmış gibi size aktardım, dersin, di'mi? Ya da şunu dersin: "Demirkalı'dan iğrenmeyenlerden...." Kesin bunu dersin, yukarıdakilere verecek yanıtın olmadığı için her zaman yaptığını yaparsın... Ama seni okuyanlar benim sorumun yanıtını merak edebilir, hiç değilse bir kişi... Örneğin beğen düğmesine basan İsa ya da Sadık...
    • Erbil Göktaş Mustafa Demirkanlı, bugün Hilmi Bulunmaz'ın yaptığı yayınlardan çok bunaldığı için olsa gerek, Bulunmaz'ın kendisine yaptıklarını, O da bana yapmaya çalışıyor; hatta bana yazdığı özel maillerde de beni yine "tehdit" etmeyi ihmal etmiyor. Coşkun Büktel Yeni Tiyatro dergisi abonesidir, dergi Pazartesi günü kendisine ulaşır; Yeni Tiyatro Dergisi'nin verdiği kitap ekini benim profilimden alıp paylaşmış ama Demirkanlı bunu fırsat bilip Bulunmaz'la ve Büktel'le olan "kan davası" sebebiyle hem Yeni Tiyatro'ya hem de Büktel'e vurmaya çalışıyor; yetmemiş İsa Albayrak'la Sadık Medin'e de vuruyor... Nedeni de, Bulunmaz'ın Demirkanlı hakkında yaptığı yayınları benim yönlendirdiğini düşünmesi... İşte Coşkun burda, sor bakalım, ben öyle bir şey yapıyor muyum, yapabilir miyim?... Demirkanlı'nın bu mantığı çok çarpık, Hilmi bana vuruyor, ben de Erbil'e vurayım; neden? Çünkü Erbil Hilmi'yle "tartışma-röportaj" yayınlıyor; yani bir derginin iç işlerine bu kadar karışılır, Yeni Tiyatro'ya ve Erbil Göktaş'a bu kadar haksızlık yapılır... Pes doğrusu...
    • Coşkun Büktel Ayrıca ben yayınlandı ya da yayınlanmadı diye bir iddiada bulunmadım ki... Hatta hiçbir iddiada bulunmadım. Hatta hiçbir şey söylemedim. Erbil Göktaş yazıp iki nokta koydum ve Erbil'in söylediklerini sadece paylaştım. Böylece okurların yeni çevirilmiş bir Sam Shephard oyunundan haberdar olmasını amaçladım. Bu sana niye battı, Mustafa? Evet, haklısın, sözün bittiği yerdeyim, sözüm kalmadı, söyleyecek başka şey bulamıyor ve tekrarlıyorum: "Mustafa Demirkanlı'yı midesi kaldırabilen, Demirkanlı'dan iğrenmeyebilen herkesten, tüm içtenliğimle iğreniyorum."

      Sana bin kere dedim, Hilmi'yle hesaplarını Hilmi'yle gör! Sana Hilmi'nin yerine cevap vermemi bekleme! Hilmi'nin burada cevap vermesini ise hiç bekleme!
    • Coşkun Büktel Erbil Göktaş az önce telefonla arayıp uyardı: Sam Shepard'ın "Arka Bahçeye Ne Gömdük" adıyla derginin yanında parasız dağıtılacak oyunu, Türkçe'ye (benim zannettiğim gibi) ilk kez çevirilmiş değilmiş. Orijinal adı "Burried Child" olan bu Shepard oyunu daha önce "Gömülü Çocuk" adıyla çevrilmiş ve Dost Yayınları'nın Shepard üçlemesindeki oyunlardan biri olarak yayınlanmış. Hatam için okurlardan özür dilerim.

      Hatalarımı yakalamak için tüm antenlerini açık tutan Mustafa Demirkanlı hatalarımı "imal etmekten" başka çare bulamazken; gerçek bir tiyatro insanı ve gerçek bir tiyatro yayıncısı olan Erbil Göktaş, hatayı şıp diye bulmuş ve kendi dergisinin parasız ek olarak vereceği çeviri oyunun aleyhine bir durum yaratmasına aldırmaksızın, okurların dezenforme edilmesini önlemek için, hatanın düzeltilmesini tercih etmiş. Okurlar adına Göktaş'ı kutluyor, bu vesileyle, kendilerini Demirkanlı'dan ve onun dezenformasyonlarından sakınmalarını yalnız okurlara değil, tüm canlılara tavsiye ediyorum.
    • Sadık Medin Bazıları sakız çiğnemeyi pek sever.Yola attıkları çiğnenmiş sakızlara basanlar ayakkabılarının topuklarını temizlemek için törpü niyetine kaldırım taşı ararlar. Kimi zaman; yavrusunu doyurmak için yerlerde yem arayan bir anaç kuşun boğularak ölmesine dahi sebep olabilir bu çiğnenmiş ve yerlere atılmış hurdahaş sakız artıkları. Ben en iyisi mi otuz yıl önce yazdığım "GÖZ ISIRMASI" ile ilgili bir şiirimi yeri gelmişken yayımlamış olayım. Bâki muhabbetlerimle: 

      GÖZÜM BİR YERDEN ISIRIR Yolda birini görsem
      Bir an göz göze gelsem,
      Tanısam-tanımasam
      Gözüm bir yerden ısırır.

      Bir söz duysam duyulmadık
      Söylenmedik dinlenmedik,
      Bulunmadık bilinmedik
      Gözüm bir yerden ısırır.

      Göz göz değil timsah dişi
      Diş geçirmek işi gücü;
      Onca hayal bunca düşü
      Gözüm bir yerden ısırır.

      Kelimeler elden günden
      Varsın olsun Nuh Nebi’den
      Biri ayrı öbüründen
      Gözüm bir yerden ısırır.
    • Mustafa Demirkanlı Doğru, Büktel yayımlanıp yayımlanmadığı konusunda bir açıklama yapmamış... Bulunmaz da artık yaptığı yalan yayınlardan utanmış olmalı ki, "Dergi (Yeni Tiyatro) bana ulaşmadan yayınlandı demem", deme gereğini duymuş... Hâlâ, ulaşmamış ki yayımlandı demedi... Bugün itibariyle ne satış noktalarında ne de ulaşması gereken yerlere ulaşmamıştı... P.tesi de geçti, sanırım Büktel'e de ulaşmamış... Takip edelim bakalım, ne zaman, nereye ulaşacak? Sizin: Hilmi-Erbil, pis ve bel altı yayınlarınız karşısında biz de biraz bel altı yayın ve takip yapalım, anlaşılan yöntem bu... uyalım... Bu pis süreci siz: Erbil ve Hilmi oluşturdunuz, önce hoşunuza gitti, biz de katılalım bu sürece daha keyifli olur... Basın İlan Kurumu'nun yönetmeliğini de kurcalayalım... Kurcalayalım tabii, eminim bu kurcalama en çok Büktel'in ve Hilmi'nin hoşuna gidecektir. "Tüyü bitmemiş yetimin hakları"na kim, nasıl göz dikiyormuş, hep birlikte görelim. Bakalım Yeni Tiyatro bu kurallara uymuş mu uymamış mı? Soralım bakalım Basın İlan Kurumu'na, onlar versin yanıtını... Sizin: Hilmi ve Erbil, yalan yayınlarınız karşısında gerçeği öğrenmek doğaldır ki Büktel'in de hakkıdır... Buyrun bakalım gerçeklere...
    • Erbil Göktaş Mustafa Demirkanlı yargısız infaz yapıyor, iftira atıyor, tehdit ediyor, yalan söylüyor, sabaha karşı 04.30'da uyuyamayıp içip içip benim üstüme böğürüp beni de kirletmek istemesinin başka bir açıklaması yok; Demirkanlı artık iyice kafayı sıyırmış... Benim vicdanım rahat; hiç kimseye şimdiye kadar ne 
      kötülük yaptım, ne de yapılmasını onayladım.

      Sen Mustafa, Hilmi'yle olan sorunlarınıza beni de karıştırıp yargısız infaz yapacaksan da yap!... Zaten gizliden gizliye yaptıklarını dayanamayıp açık açık yapmaya başladın... Benim başlattığım hangi "pis" süreç var; ben ne zaman "belaltı" yayın yaptım; SEN KENDİNİ ANLATIYORSUN SANIRIM; ARKADAŞLARIMA, AİLEME GELEN İMZASIZ MAİLLER, BENİM ADIMA AÇILMIŞ MAİLLERLE ARKADAŞLARIMA GÖNDERİLMİŞ KÜFÜR MEKTUPLARI HEP BENİ VE YENİ TİYATRO DERGİSİ'Nİ ÇEKEMEYENLERİN İŞLERİYKEN SENİ HİÇ SUÇLAMADIM; AMA SEN BENİ HİLMİ BULUNMAZ'LA SANA KARŞI BELALTI YAYIN YAPMAKLA SUÇLUYORSUN; BENİM BU YÖNDE YAPTIĞIM TEK BİR ÖRNEK GÖSTEREMEZSİN, YALAN SÖYLEMEYİ VE İFTİRA ATMAYI BIRAK... 

      Herkes kendisine yakışanı yapar, benim içim gayet rahat; ilan milan da umurumda değil, zaten senin yüzünden kurumlar bütün dergilere kuşkuyla bakıyorlar ama Yeni Tiyatro'nun dağıtımı da yapıldı, ilgili yerlere de gönderildi, Hilmi'ye de dün gönderildi... Yeni Tiyatro abonesi Coşkun Büktel de, bugün evine yakın olduğu için bırakılan Simurg Kitabevi''nden alabilir. Ben hesabını veremeyeceğim hiç bir "pis" şey yapmam; şimdiye kadar yaptıklarım da senin bana sataşmalarına sadece cevap vermektir, onu da açık açık yaptım. Bana bu yollu mailler gönderip Coşkun'la Hilmi'yle olan husumetlerine, onlardan yediğin dayaklara beni de karıştırıp asıl sen belden aşağı vuruyorsun, sonra da beni suçluyorsun; benimle uğraşmaktan vazgeç, kendi işine bak,bunları yazman iyi olmuş, herkes kimin ne olduğunu, bana ve Yeni Tiyatro Dergisi'ne nasıl çamur attığını, nasıl belden aşağı vurduğunu çok iyi görüyorlar... Ben hala nefs-i müdafaa yapıyorum, sadece sana cevap veriyorum; eğer seni ve dergini batırmaya karar verirsem, o zaman sadece sen değil, sana alet olanlar da, kışkırtmaya çalıştıkların da bin pişman olurlar; beni ve Yeni Tiyatro Dergisi'ni buna zorlama; bu söylediklerim de "öz savunmadır"; beni cenke zorlama; psikolojik yardıma ihtiyacı olan birine kesinlikle vurmayacağım. Sen de elinden geleni ardına koyma!...
    • Coşkun Büktel Mustafa'nın boş ve soyut tehditlerle dolu yazısına muhatabı Göktaş, "açıkça, mertçe, Türkçe, netçe" kurduğu final cümlesiyle, en iyi cevabı vermiş. "Elinden geleni ardına koyma!"...

      Mustafa beni bu sürecin dışında tutmak için "Hilmi-Erbil" diye defala
      rca vurgu yapmış. Evet, ben bu sürece katılmadım, çünkü Mustafa'nın dergiyi geç çıkarmasında bir kasıt yok. Mustafa da dergisinin erken çıkmasını istiyor ama kendi elinde olmayan nedenler yüzünden, belli ki bunu başaramıyor. Bu durumda Hilmi'nin, boşa giden reklam masrafları nedeniyle DT'yi ve İBBŞT'yı sorgulayıp tüyü bitmemiş yetimin hakkını araması saygıdeğer bir davranıştır elbette; ama ben yine de, insanların kendi ellerinde olmayan nedenler yüzünden suçlanmasını (suçlanan Mustafa bile olsa) içime sindiremedim ve bu sürece destek vermedim. Gerçi, Mustafa bugüne dek, bu tür ayrımlara hiç önem vermediği için, bugün de aynını yapabilir, suçlamalarını yönelttiği tarafı "Bulunmaz, Büktel ve Erbil" olarak saptayıp geçebilirdi. Demek ki, yıllardır kafasına vura vura, sonunda Mustafa'ya hiç değilse, elmalarla armutları toplamamayı öğretebilmişiz. Bu dünya için küçük ama Mustafa için çok büyük bir adım. Abartıyor muyum?

      Evet, galiba abartıyorum. Çünkü elmalarla armutları toplamamayı Mustafa'ya tam olarak öğretmiş sayılmam. Beni, Hilmi'nin başlattığı yetimin hakkını arama sürecinden (yani yalan makinası Mustafa'nın "kirli" diye tanımladığı o "saygıdeğer" süreçten) ayrı tutmuş ama ticari rakibi Erbil Göktaş'ı ayrı tutmamış. Oysa Hilmi'nin başlattığı yetimin hakkını arama sürecine, farklı nedenlerle de olsa, Erbil de benim kadar uzak kalmıştı.

      Mustafa, bu!... Ne zaman ne yapacağı belli olmaz. Tek bir şeyden emin olabilirsiniz: Bi şey yaptığında, mutlaka kötü bir şey yapacaktır. İyi gibi görünen bir şey yaparsa, ardında mutlaka bir kirli menfaati vardır.
    • Coşkun Büktel SORU: Mustafa'nın beş halinden en az kötüsü hangisidir?
      CEVAP: Sızmış hali.

      (Kaynak: facebook)