10 Mart 2014 Pazartesi

Coşkun Büktel'in anlamsızca bağışladığı LİNÇÇİ Savaş Aykılıç üfürdü!

Theope'ye iftira edilmesine imzalarıyla onay veren 1100 şahıs, Coşkun Büktel'e duydukları nefrette samimi oldukları kadar tiyatroya duydukları (?!) sevgide samimi olsalardı; iktidar tiyatroya dokunmaya cesaret edemezdi.
Beğen ·  · 
  • 5 kişi bunu beğendi.
  • Canberk Uçucu İşte bu yüzden arkadaşımsın
  • Nalan Örgüt Coskun bazen sacmalama hakkini kullanman ,seninde siradan insan haline sokuyor ....bu iyi aslinda..gosterdigin duyarlilikta iyi..
  • Coşkun Büktel Ben gerçekten sıradanım (normal), sıradan olmayanlar linççiler. Tiyatro sevginiz gerçek olsaydı, 50 yıldan fazla süredir, halk çoğunluğunu yanınıza almış ve en az FB, GS ya da BJK kadar dokunulamaz olmuş olurdunuz. Ama bu sence saçma! O yüzden bu durumdasınız.
  • Nalan Örgüt Valla ne diyeyim bazen dogru seylerde soyluyorsun da ah su uslup sertligin iste itici iste kusturucu bicimde..))
  • Coşkun Büktel Theope iftirasını midesi kaldıranlar, linç kampanyasını bir kez bile kusturucu bulmamış olanlar; benim (bedel ödemeyi göze alarak, kimsenin suyuna gitmeden yaptığım ve haklı çıkmış) "açıkça, mertçe, Türkçe" eleştirileri itici ya da kusturucu buluyorlarsa, kendini "düzeltmesi" gereken kişi ben olamam herhalde...
  • Savaş Aykılıç Bak bunu hatırlattığın iyi oldu Coşkun ama "düşene vurmak" ne şık ne centilmence ne de iyi bir zamanlama değil mi acaba...
  • Coşkun Büktel Ben vurmuyor, uyarıyordum. Zamanlama olarak da bugün değil, Evrensel Kültür'deki ilk eleştiri yazımdan (1992) beri uyarıyordum. Bak 1998'de, 16 yıl önce ne yazmışım:

    ARŞİV 1998
    ...Daha Fazlasını Gör
  • Savaş Aykılıç Sevgili coşkun "sana karşı neden husumet içinde" olayım ? Böyle olsam neden face arkadaşlığı yapayım..."Hayatım boyunca sana karşı ya iftiracı ya da seni görmezden gelmişmişim"...Sen bu söylediklerine inanıyor musun , belge gösterebilir misin ? İmza konusu da tamamen senin ve Kuyumcu'nun eski dostluğumuza dayanarak bana yaptığınız bir nazara benim vicdanımın elvermemesi idi...Ben ne sizin bana-haksız yere- yakıştırdığınız ve yapıştırdığınız "LİNÇÇİ- yaftasını kabul ettim , ne de size karşı bir kin husumet veya nefret içinde oldum...Her zaman doğru bildiğimi söyledim...Ki doğru bildiğim yanlış da olabilir tıpkı senin de olabileceğin gibi...Bana yine pek çok asılsız suçlamalar ve asıl sen kin nefret söylemi içinde olmuşsun...Herşeyden önce ben DT'De ne bir yöneticiyim ne de senin ve eserlerin hakkında seçici ya da karar mekanizması içinde oldum/yeraldım...Dolayısıyla beni niye ve neyle suçluyorsun tam anlayamadım...Mağdur rolü niye oynayayım...Bence sen sana yapılan ve benim de seni bu konuda tamamen -kendim gibi-haksızlığa uğradına inandığım eserlerinin oynatılmaması ve dışlanmışlığın konusu ile DT'nin kapatılması konusunu birbirinden ayırmalısın.Çünkü eğer böyle yaparsan DT'nin kapatılması tartışmaları ve niyetlerini salt sana yapılan haksızlığın bir sonucu/hakedilişliği olduğuna indirgersin ki konuyu...bu da kendi rolünü büyütmek ve diğer rolleri küçültmek olur.DT sütten çıkma ak kaşık olmayabilir,şimdi burda uzun uzun eksik ve yanlışlarını eksik ve yanlışlıktaki ısrarlarını sayıp dökmeye gerek yok...Yazılı bir yasası yok,tüzüğü yok...Eksikleri yanlışları çok.Ama yine de bunların hiçbiri kapatılmasına gerekçe olamaz ve olmamalı.Nasrettin Hoca'nın dediği gibi :" Hırsızın hiç mi suçu yok ?"... Bizim eleştirilerimiz ve çözüm önerilerimiz seninkilerden fazladır inan bana.Ama şu anda yapılması kimin işine yarar bir sor bakalım kendine.Bölmek , parçalamak ve yönetmek...Bütün sorun bu.Kendilerine destekçi aradıkları bugünlerde daha dikkatli, olunmalı değil mi ? Kimin ekmeğine yağ sürdüğümüz...Ayrıca benim yaptığım da sana dostça bir uyarı-dostlar acı söyler zira-bu kapatılma travması yaşanan gerilimli ortamda yanlışanlaşılabilirsin , sözlerin çarpıtılabilir,haklıyken haksız duruma düşebilirsin,seni seven ,destekleyen ve haklı görenlerin çoğalabilecekken onları azaltabilirsin...diyorum hepsi bu.Hadi kal sağlıcakla...Bu sözlerimi de sakın seni tahrik etmek için söylenmiş,kışkırtıcı,agresif,nefret içerikli sözler ve söylemler olarak alma rica ederim.İstar inan istar inanma benim sözlerim dostça...
    6 saat önce · Beğen · 1
  • Serdar Çınar Evliya gibi adam Ç.Büktel: Bakın, hala, bıkmadan usanmadan, kendisine ve tiyatroya yapılan bunca haksızlığa rağmen, sesini yükseltmeden uyarıyor. Uyarmaya devam ediyor. Tiyatronun içinin boşaltılması, hakikati dile getiren birinin linç edilmesi itici gelmeliydi. Kimseye küfür etmemiş, iftira atmamış, sadece hakikati tertemiz bir Türkçe'yle dile getirmiş...
    5 saat önce · Beğen · 1
  • Savaş Aykılıç Söz ola kestire başı /Söz ola durdura Savaşı...
    5 saat önce · Beğen · 1
  • Coşkun Büktel Savaş, "Jagten" diye harika bir Danimarka filmini gözümü kırpmadan izledim. O yüzden çok uykum var; tüm çabana rağmen saklayamadığın riya kokusu yazında buram buram tüttüğü halde, şu an sana cevap vermiycem, daha sonra verir miyim, emin değilim.
  • Savaş Aykılıç :)) Haklısın en iyi savunma saldırıdır, saldır Coşkun saldır...
  • Hülya Özsoy
    Paylaşmak için Enter tuşuna bas.
(Kaynak: facebook)

2 Mart 2014 Pazar

LİNÇ KAMPANYASI SÜRECİNİ GÖRMEYEN HER YAZI, EKSİK KALIR!

TÜSAK Yasa Tasarısı hakkında - Prof.Oktay DALAYSEL

March 2, 2014 at 12:27am
Değerli Sanatçılarımız,

Bildiğiniz üzere, meslek yaşamımın 45 yılı Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası sanatçısı olarak geçti. Bunun 35 yılında Konsertmeister olarak görev yaptım. Aynı zamanda 35 yılım da eğitimcilikte geçti. Bu süreçte 25 yıl boyunca Ankara Devlet Konservatuvarında, 10 yıl boyunca da Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde genç sanatçılar yetiştirmek için çalıştım.

Uzun yıllar boyu süren sanat yaşamımın emekliliğini yaşadığım şu dönemde, ülkemizde bir süredir devam eden Türkiye Sanat Kurumu TÜSAK Yasa Tasarısı tartışmalarını üzüntüyle ve endişeyle izliyor, elimden geldiğince gündemi takip etmeye çalışıyorum.

Ülkemizin ünlü sanatçılarına ve etkili sanat insanlarına, tarih, büyük bir sorumluluk yüklemektedir.

O da tüm kurumların kapanmasına yol açacak söz konusu yasanın durdurulması için sessiz kalınmaması ve geleceği omuzlarında taşıyan genç kuşaklara destek verilmesidir.

Üzülerek söylemeliyim ki, bu yasa taslağı, tiyatro, koro, bale ve operaların olduğu gibi, orkestraların da varlığının sona ermesi anlamına gelmektedir. Bu yasanın sonuçları,  gelecekte konservatuvarların da kapanmasını doğuracaktır.

Meslek yaşamım boyunca, orkestradaki görevime ek olarak, bir kamyonetin arkasına piyano yükleyip Türkiye Filarmoni derneği organizasyonuyla, Anadolu Konserleri adı altında Karadeniz Ereğlisi, Karabük, Bolu, Kırşehir, Nevşehir, Niğde, Kayseri, Silifke, Mersin, İskenderun, Bursa, İstanbul, İzmir gibi pek çok yerde resitaller yaptım. Ayrıca, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’yla Anadolu’nun dört bir köşesinde yıllarca konser turneleri yaptım.Bu nedenle, yıllar süren uzun gözlemim sonucu, şunu söylemek isterim ki; Anadolu insanı, bu sanat dalına büyük ilgi göstermekte, ve kesinlikle haketmektedir. Ülkemizin insanına bu sanatları, zaten kısıtlı sayıdaki bu kurumları çok görmek, merkezde birer kurum bırakmak suretiyle, bu sanatı yalnızca kentsoyluların faydasına sunmak yanlıştır.

Bu tasarının çıkmaması için tüm sanat camiasının elele verip çaba harcaması gerekmektedir. Bulunduğunuz şehirlerdeki seyircileriniz, sivil toplum örgütleri, ve önemli kurumlarla işbirliği yaparak görüş alışverişinde bulunarak bunun durdurulması konusunda Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ikna edilmesi gerekmektedir.

Sizler, yani tüm sanatçılar, Türkiye’nin dört bir yanında çeşitli zorluklar içinde, sanatınızı icra etmeye çalışıyorsunuz.

Tasarıda yer alan yanlış unsurlardan biri de, ayrıcalıklı kurum oluşturup, sanatçılar arasında ikilik yaratılmak suretiyle, bölmektir. Bu tuzağa düşülmemelidir.

Ayrıcalık yapmak istedikleri orkestralarda, operalarda, tüm kurumlarda, o esnada yeterli kadro olmadığı için pek çok iyi sanatçı da diğer şehirlere gitmiştir. Bu sanatçılar arasında çok değerli ve başarılı sanatçılar bulunmaktadır. Onları, birbirimizi ayırarak ikinci sınıf sanatçılar olarak görmek yanlıştır. Dolayısıyla kurumlar arasında birinci sınıf, ikinci sınıf gibi ayrım yapılması da yanlıştır. Bu nedenle birlikte hareket edilmesi, varsa kişisel kırgınlıkların bir kenara bırakılarak, ülkemizin ve sanat kurumlarımızın geleceği için, herkesin birbirine sahip çıkması gerekmektedir.

Ayrıca, bunun yanısıra, lağvedilecek olan Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü ve Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü çatısı altındaki Klasik Batı Müziği ve Klasik Türk Müziği alanındakiler dahil tüm kurumlar, Konservatuvarlar, Müzik Eğitim Fakülteleri ve Müzik Öğretmenleri’nin birlikte hareket etmesi, son derece önemlidir. Ayrıca, yurtiçinde ve hatta yurtdışındaki sanat camiasından da kapatılmalara karşı imza kampanyalarıyla destek istenebilir.

Bu yasa tasarısına göre, sadece kurumların yok edilmesiyle kalınmayarak, sanatçıların  gelirlerinde de üçte bir oranında azalma olacaktır.

Ülkemizdeki tüm sanatçıların, sanat kurumlarının hakkında bir yasa taslağı hazırlanırken hiçbir şekilde sanatçılara sorulmaması, kapalı kapılar ardında gizlilik içinde hazırlanması, bu yasayla sanat yaşamını sürdürecek bizlerin görüşleri dikkate alınarak hazırlanmaması çok kaygı vericidir ve güven ortamının kaybolmasına neden olmuştur.

Değerli Sanatçılar,

Lütfen birlikte omuz omuza hareket ediniz. Zaman birbirimizi ötekileştirme zamanı değil, kolkola eşitlik içinde mücadele etme zamanıdır. Ayrımcılığa karşı çıkınız.  Edinilmiş kısıtlı sayıdaki kurumumuz tüm ülke için büyük değer taşımaktadır.

Birlikte, ne olursa olsun ayrımcılık yapmadan, saygı ve eşitlik içinde tüm kurumlarımıza sahip çıkmamız, hepimizin sorumluluğudur.

Saygılarımla,

Prof.Oktay Dalaysel
Emekli CSO Sanatçısı ve 1.Konsertmeisteri

1 Mart 2014

(Kaynak: facebook)