12 Temmuz 2012 Perşembe

Bulunmaz Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'la "Theope" adlı oyunun yazarı ve "Ölüleri Gömün" oyununun çevirmeni Coşkun Büktel'i "aynı kişi", "bir tek kişi", "kişiliksiz kişi" gibi gösterme gayreti içerisindeki kişiliksiz kişilerin cirit attığı facebook'ta neler oluyor neler!




Coşkun Büktel · 25 abone
8 Temmuz, 16:03 · 
  • Hiçbir partiye, hiçbir cemaate, hiçbir gruba dahil olmaksızın saatini yalnızca somut hakikate göre ayarlayan bağımsız bir yazar olmak ne kadar zormuş.

    • Sadık Medin, Zehra Sarısözen ve 2 kişi daha bunu beğendi.

      • Uğur Küçük 
        Tunç Yaşar henüz kendi varlığını kanıtlamadı. Hele Tunç Yaşar meselesi açıklığa kavuşsun, ondan sonra seni düşünürüz. Tunç Yaşar, kendini senin yaptığın gibi, arkadaş listesiyle kanıtlamaya çalışmak tarzında kurnazlıklara hiç kalkışmadı. Kendini Tunç Yaşar'la bir tutma! Niye benim karşıma gerçekliklerini kanıtlamak kadar basit bir şeyi en kesin ve kestirme yoldan çözmeyi bir türlü akıl edemeyip de, nedense en dolambaçlı ve sıfır garantili yöntemler üreten şahıslar çıkıyor?
        Demiştiniz sayın Büktel bu meseleniz açığa kavuştuğuna göre beni düşünmeye zamanınız oldumu, hani bende gerçek biriyim, sahtekarlıkla, Coşkun BÜKTEL ‘ e sahte hesaptan yazmak gibi bir işim olmaz demiştim ya...


      • Coşkun Büktel Doğrusunu istersen, Tunç Yaşar tartışmasının sonlarında bu talebini art arta yayınladığın iki yorumla ilk ifade ettiğin gün, senin olayını incelemiştim. Sana bir cevap yazmak niyetindeydim. Ama tam o sırada, her nedense, sen o taleplerini siliverdin. Şimdi (aradan 3-4 gün geçtikten sonra) aynı talebi daha az öfkeli bir dille tekrarlıyorsun. Lütfen, önce sen anlatır mısın? Yazdıklarını neden silmiştin?

      • Uğur Küçük İlk yorumda Tunç bey yok beni alet etmeyin yorumunuza falan filan diye cevap yazıp kendini mühimsediği için silmiştim, şimdi yazdığımın arkasında olmasam tekrar yazmazdım. Sizden hareket bekliyorum bu konuda...

      • Coşkun Büktel Uğur kardeşim, seninle anlaşmazlığımız şu sayfada başlamış: http://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=407668155917967&id=100000243596367&comment_id=21979200

        Sayfada görüldüğü üzere, ben Mustafa'ya karşı,

        CB: "Bu ipe gelmez zırvaları mahkemede hakime de söylesene! O yemez, di mi? Burada 'sıfır sansür' ilkemden yararlanarak üç tane çocuk kandırmayı kâr sayıyorsun. Ama bu sayfaları büyükler de okuyor."

        şeklinde bir yorum yazmışım. Çocuk derken ben, sırf "Arka Sıradakiler"i izledikleri için beni de izleyen, tiyatroyla ilgisiz, ve çoğu 13-17 yaş grubundaki insanları kastetmiştim.

        Ama sen her nedense, kendini bu yorumdaki büyükler arasına koyacağına çocuklar arasına koymuşsun ve demişsin ki:

        UK: "Coşkun BÜKTEL beni çocuk olarak görüyorsa bunun tartışmasına girmiyeceğim burda, nüfus cüzdanıma göre 1983 doğumluyum, bu çocuklukta neye göre ölçülür onuda anlamış değilim, mustafa bey benden özür dilemenize gerek yok, ben sadece bu durumda bir tezatlık gördüğüm için şaşırdım ve yorum yaptım. Gece geç saatlerde aramayın sizde, belki uyuyordur Coşkun BÜKTEL, sağolsun sayfasında numarasını paylaşmış ama ben gündüz dahi aramadım henüz hiç, THEOPE'nin de 20 sene geçmesine rağmen hala bir oyun olarak sergilenmemesi, yazılmasındaki tiyatro eseri amacına ulaşamamış olması ayrıca düşündürücü bir durum..."

        Ben, bu alınganlığı çok saçma bulmuşum ve senin niyetin hakkında kuşkuya kapılmışım ve hele de "THEOPE'nin de 20 sene geçmesine rağmen hala bir oyun olarak sergilenmemesi, yazılmasındaki tiyatro eseri amacına ulaşamamış olması ayrıca düşündürücü bir durum..." sözlerin üzerine senin kötü niyetine hükmetmişim.

        Çünkü vandalların en klasik iftirasıdır: Theope, eğer gerçekten denildiği kadar mükemmel bir eser olsaydı, 20 senedir defalarca sahnelenirdi.

        Ben şimdi senin o belirsiz cümleyi "Theope'nin hakkı yeniyor" anlamında kullanmış olabileceğine inanıyorum. Ama o sırada, gece beni defalarca arayarak telefonla taciz etmiş Mustafa'yı eleştirmek yerine Mustafa'nın sana teşekkür etmesini kabul etmen ve kalkıp beni eleştirmen hiç hoşuma gitmemiş ve ikinizi iyi polis-kötü polis olmakla suçlamışım. Sen de bunun üstüne,

        UK: "Benmiyim THEOPE'yi engelleyen, repertuar kurulundan geçirmeyen? Coşkun abi ben kimsenin iyi yada kötü polisi değilim, böyle bir ihtiyaç hissetmişliğimde yoktur ! Lütfen ama l"

        (...) lütfen beni karıştırmayın başkalarıyla...

        gibi, vandalların da kolayca söyleyebileceği laflarla bana karşı çıkmışsın ve papaz olmuşuz.

        Daha sonra sen o öfkeyle bana karşı vandalların çizgisine iyice yaklaşmışsın ve o zaman ben senin profiline bakmak gereğini bile hissetmeden, takma isimle yazdığına karar vermişim.

        Şimdi, sevgili kardeşim Uğur, benim durumumun (yalnızca senin tarafından değil) tüm okurlar tarafından anlaşılması için, izin verirsen, şöyle bir benzetme yapayım:

        DEVAMI AŞAĞIDAKİ YORUMDA


      • Coşkun Büktel 
        Benim facebook sayfalarımı, insanların herhangi bir nedenle girmek istedikleri bir alan olarak düşün. Tıpkı havaalanı gibi bir alan... İnsanların havaalanına yalnızca uçağa binip seyahat etmek için girdikleri dönemde, hiçbir kontrol yoktu ve herkes masum sayılıyordu. Ama sonra dünya ve insanlar kirlendi ve bazıları havaalanına seyahat etmek için değil uçak kaçırmak için girmeye başladılar. O zamandan beri havaalanına girmek için denetçilerin seni denetlemesine izin vermek onlar istediğinde onlara bagajını açmak ya da havaalanına girmekten vazgeçip kendine başka yollar aramak zorundasın.

        Benim bu sayfalarıma da, çok iyi bildiğini sandığım üzere, pek çok saldırı oluyor, heklemeye çalışıyorlar, düzinelerce takma isimle yüzlerce iftirayla aleyhimde kara propoganda yapmaya uğraşıyorlar. Benim düşürülecek uçağım olmadığı için, ben herkesi içeri alıyor ve sıfır sansür uyguluyorum. Ama bu "sıfır sansür" tutumum, takma isimli sapıkları mazur gördüğüm anlamına gelmiyor elbette. Yalnızca, onları bile sansürle durdurmaya tenezzül etmediğim anlamına geliyor. Okurlarımın takma isimli saldırganlar tarafından dezenforme edilmesine elbette razı değilim ama bu nedenle kimseye sansür uygulayamam. Öyleyse, takma isimli sapıkları caydırmak için başka yöntemler bulmak zorundayım, okurların dezenforme edilmesini engellemek için sapıkları teşhir etmeliyim. Benim durumum budur. Ben, burada mantıksız ve tutarsız gerekçelerle bana ne zaman saldırılsa, saldıran kişinin profiline bakarım. O kişinin profili net değilse, o bulanık profilin ardında gerçek bir kişi dahi bulunsa, o kişi benim için sapıktır. Önce yorumları nedeniyle sapıktır (Çünkü birtakım bedeller ödeyerek, dünyanın en şeffaf, en demokrat alanını yaratan ve üstelik Türk dilinde yazılmış en iyi oyunun yazarı olan bir adama saldırmak, bence düpedüz sapıklıktır.

        Ben saldırganları net olmamakla ve takma isim kullanmakla suçladığımda, saldırganlardan derhal bagajlarını açarak bana gerçek olduklarını kanıtlamalarını beklerim. Ama onlar genellikle, "benim ismim gerçek, ben gerçek biriyim, benden ne hakla şüpheleniyorsunuz? Soruşturun isterseniz, vb." gibi laf kalabalığıyla durumu örtbas etmeye çalışırlar. Havaalanına girerken ya da gümrükten geçerken, size bagajınızı açmanızı söyleyen görevliye, bu lafları etmeniz ne kadar saçmaysa, bana da böyle laflar etmeniz o kadar saçmadır. Yapılacak şey, doğru bile olsa, yalancıların da kolayca söyleyebileceği laflarla kendinizi savunmaya kalkışmak, ya da "üç çocuğum var üçünün de ölüsünü öpeyim ki, bagajımda kaçak mal yok" diye yemin etmek değil, sizden şüphelenilmesinden hiç gocunmaksızın bagajınızı açmanız ve temiz olduğunuzu kanıtlamanızdır. Tunç Yaşar, sonunda işte bunu yaptı.

        Sizin durumunuz farklı, yaptığınız bazı hatalar sonucu sizin profilinize bakmak gereğini duymamıştım. Baktım ve gerçek birinden heklenmiş değilse, sayfanızın gerçek olduğuna inandım. Üstelik, İlhan Telli'yle de tanışıyorsunuz. O nedenle sizi tanıdığıma sevindim. Umarım, dürüst ve cesur bir insansınızdır. Bir gün görüşmek umuduyla, hoşçakalın!


      • Coşkun Büktel Kim bu korkak sapık acaba?

      • Coşkun Büktel Kaçacağını bildiğim için Oğlum Bak Git takma adlı kalleş sapığın son yorumunu iyi ki şu sayfada kaydetmişim, yoksa kendisinden hiçbir iz kalmayacaktı: http://www.facebook.com/coskun.buktel/posts/247159038734257

      • Uğur Küçük O dangalak şahıs kimse banada mesaj atmış, ne kadar aciz insanlar varya , adında hayır yok, olum bak git..

      • Coşkun Büktel Tabii sen bilirsin ama ben yerinde olsam paylaşırdım o mesajı, Uğur! Sana güvenmediği için takma isimle yazan bir şahsa saygı göstermek zorunda olmadığın gibi, tam tersine, vandalizmin teşhir edilmesine katkıda bulunmak insani bir görevdir.

      • Uğur Küçük işte sahte isimli şahıs olan 'olum bakgit'in bana attığı mesaj ; Oglum Bakgit

        Salı Oglum Bakgit
        COŞKUN BÜKTEL İN SAYFASINDA YER ALMIŞTIR ADINIZ GEÇTİĞİ İÇİN İLETME GEREĞİ DUYUYORUM ZİRA ORADA GÖZÜNÜZDEN KAÇIP OKUMAYABİLİRSİNİZ... Hayır Tunç Yaşar sadece valizini açıp kimliğini göstermedi Tunç Yaşar sizin sahte dostluk gösterinize de teslim oldu. Eğer ki Tunç Yaşar salt kimliğini ispatlayıp evet gerçek biriymişsin demenizi sağladıktan sonra yine kendince öncekiler gibi yada başka şekillerde size aykırı düşecek sizi azcık eleştirecek bir şeyler yazsaydı yada yazarsa göreceksiniz ki siz Tunç Yaşar ın başına havalimanını yıkıp ona dünyayı dar ederdiniz. Zira sizin karşınıza en baştan adıyla soyadıyla çıkan ve fiili ortamdan da tanıdığınız yani gerçekliğinden şüphe duymadığınız onlarca kişi çıkmıştı ve onlar gerçek kimlikle de olsa sizi eleştirdikleri için onlara dünyayı dar etmiştiniz. Örnek mi? Savaş Aykılıç... Gerçek değil mi? Kimliğini ispatlaması gerekmiyor değil mi? Ama sizi eleştirdi diye onun ne cahilliğini bıraktınız ne embesilliğini ne dangalaklığını.. Böyle hoca mı olur diye jurnallediniz yazım hatalarını tek tek çıkarıp cahil cühela ilan ettiniz ne zamana dek? Şirretliklerden bunalıp pes edip ben hata etmişim CB ve HB bir tanedir nurtanedir şahanedir ben onların küfürbazlığını kınama metnine imza koymakla eşeklik etmişim deyince bıçak gibi kestiniz uğraşmayı. Şimdi imla hatalarından kurtuldu mu Savaş ? Berbat yazar birden şahane mi oldu? Neden bir haftada 50 kez manşetinize taşıdığınız Savaş bu pes edişten sonra 1 yıldır bir kez sizin saldırınıza uğramadı? Bu sadece bir örnek. daha onlarca kişiden tek tek örnek verilebilir. Eğer ki Tunç Yaşar artık varlığı sizce tescilli iken çıkıp da es kaza bir konuda size ciddi bir eleştiri getirsin de görsün bakalım bu babacan tavırlı dostluk eli uzatan adamlar nasıl yeniden ve bu kez daha acımasızca pençelerini geçiriyorlar. Şimdi oluşan dostluk güzel şey atmosferiyle onlar da mutlu siz de ve Allah daim etsin ama bu sizin gerçek kimliklerinizi tabiatınızı gizleyemiyor. Sizin sempatinizin dostluğunuzun babacan tavrınızın nasıl bir anda kartal pençesine nasıl düşmalığa nasıl canavarca bir taaruza dönüştüğünü merak eden facebookdan bağlantı kurup özel mesajla Toprak Karaoğlu na Özan Akgül e ve hepsinden önce Yeni tiyatro dergisi sahibi doçent dr Erbil Göktaş a sorsunlar. Özelden sorsunlar zira onlar illallah dedikleri şerlerinden gazaplarından bıktıkları bu ikiliden bucak bucak kaçıp bulaşmama telaşıyla artık hiç bir yerde karşılarına çıkmamaktadırlar. Belki özelden bile size onlara dair yazmaya çekinirlerse şaşmayın zira bu ikilinin şerri ve gazabı işte bu denli bıktırmıştır. Evet uğur küçük yada diğerleri... Öyle yada böyle bir yazardır onun yakınlığı dostluk eli uzatması genç yaşınızda size hoş gelebilir ve yumuşayabilirsiniz güzel de. umarız öyle de kalır. Ama sakın ola ki artık dostluğunu kazandım artık gerçek olduğumdan şüphesi yok nasıl olsa deyip ciddi bir eleştiriye girmezsiniz günün birinde. Zira işte asıl o zaman başınıza gelecekler pişmiş tavuğun başına gelenlerden beter olacaktır.


      • Coşkun Büktel Tebrik ederim, Uğur! Doğru karar.

      • Coşkun Büktel Peki bu laf kalabalığını yazdığı sayfaya link vermemiş mi? Benim bunlara ne cevap verdiğimi mesajına eklememiş mi? Ekleyemez tabii, onun tüm bu yorumları silip kaçacağını yalnızca ben biliyor değildim ki, kendisi de biliyordu.

        (Kaynak: facebook)

7 Temmuz 2012 Cumartesi

Hilmi Bulunmaz'ın, "Arka Sıradakiler" sanat asistanı "Selin Erdem Ölümü" ile ilgili olarak yaptığı eleştirinin altından kalkamayan "Arka Sıradakiler"in yönetmeni Hamdi Alkan susup otururken, "Arka Sıradakiler"in "senaryo doktoru" Coşkun Büktel, Alkan'ı savundu!



Coşkun Büktel · 27 abone
23 saat önce · 
  • facebook bataklığı'nın notu: Nesnel durumu, öznel duygularla açıklamaya, açımlamaya yeltenen aşağıdaki yazının yanıtı, www.tiyatroyun.blogspot.com'da mutlaka verilecektir. Aşağıda yayınladığımız yazıdaki önemli gördüğümüz bazı yerleri, "maymungötürengi" ile belirgin hâle biz getirdik!

    ***

    SELİN ERDEM, HİLMİ VE HAMDİ

    Ölümle sonuçlanan talihsiz bir kazayı (ve Hamdi Alkan'ın yanlış anlaşılmaya müsait bazı beyanlarını) çarpık yorumlarla kötüye kullanıp sendikal mücadelenin aracı yapanlara katılmakla ve bu talihsiz ölüm yüzünden Hamdi Alkan"timsah gözyaşları" döküyor diye suçlamakla Hilmi Bulunmaz; Alkan'ın niyetini okuyarak onu haksız yaftalamış; her zaman suçladığımız linççiler kadar yanlış davranmış, kısacası Hamdi Alkan'a haksızlık etmiş oluyor. Hamdi'nin pek çok insani hatasının tanığıyım ama onun aşırı gelişmiş merhamet duygusunun da tanığıyım. Hamdi, benden de, Hilmi'den de, o kaza ölümü "kullanan" sendikacılardan da daha merhametli bir insandır. Yakınlarından başka hiç kimsenin Selin Erdem'in ölümüne Hamdi Alkan kadar üzüldüğünü sanmıyorum. Bence Hamdi'nin "Timsah gözyaşı" diye suçlanan üzüntüsü, en azından Hilmi'nin devrimci üzüntüsünden daha keskin bir gerçektir.

    Hilmi'nin konuyla ilgili yazısının linki: http://www.tiyatroyun.blogspot.com/2012/07/kendini-bildi-bileli-kapitalizmin.html

25 Haziran 2012 Pazartesi

Büktel, facebook bataklığında husumete değindi!



Coşkun Büktel · 30 abone
9 dakika önce · 
  • Kanun diye kanun diye kanunu tepeleyenler gibi; bizim eleştirilerimize "küfür edebiyatı" "küfür edebiyatı" diyerek bize (Hilmi Bulunmaz, Feridun Çetinkaya ve Coşkun Büktel") karşı husumet yaratmış olanlar; şimdi de kalkmış "husumet edebiyatı" "husumet edebiyatı" diye güya "husumet edebiyatını" eleştirirken; daha dün bize karşı "husumet edebiyatının" daniskasını yönelttiklerini örtbas etmeye çalışıyorlar. Tek kozları: İnsanların balık hafızaları...

    Asparagas tiyatro ("yönetmen tiyatrosu") saçmalıklarına net biçimde karşı çıkamadığı için, Melih Anık, (geçmişte ÖZDEMİR NUTKU'NUN THEOPE SKANDALI'nı örtbas etme görevini üstlendikleri gibi, bugün de HALUK BİLGİNER'İN ENOBARBUS SKANDALI'nı örtbas etme görevini üstlenmiş) yalaka vandallara dün nasıl doyurucu bir cevap verememişse; bugün de, (vandalların geçmişte "Büktel, Çetinkaya ve Bulunmaz'a yönelttikleri linç ya da husumet edebiyatını hâlâ özenle görmezden geldiği için) vandallarla girdiği polemiklerde, vandallara hak ettikleri cevabı yine elbette veremiyor.

    Sonuçta karşılıklı mızırdanıp duruyorlar ve içlerinden biri ifade gücü sıfır olan Mimesisçesiyle upuzun bir yazı yazarak, kulağını en uzak mesafeden tutup, özetle, o mızırdanmaların tiyatromuz açısından çok önemli olduğunu ilan ediyor. Mimesisçe'nin zekâ problemini örtbas etmekte ne kadar yetersiz kaldığını bir türlü kavrayamadan, kendi yağlarında kavrulup gidiyorlar.

    (Kaynak: facebook)

24 Haziran 2012 Pazar

Tunç Yaşar, "Kim bu ekşi sözlük iftiracısı OROSPU ÇOCUĞU WHOOSIE?" başlığını çok önemsemiş!



Coşkun Büktel · 30 abone
39 dakika önce · 
  • KİM BU "whoosie" TAKMA ADLI İFTİRACI?

    2009 YILINDAN BU YANA, EKŞİ SÖZLÜK'TE "whoosie" TAKMA ADIYLA (VE GÜYA İSPAT İÇİN MUSTAFA DEMİRKANLI'NIN SİTESİNE LİNK VERİLEREK) SÜRDÜRÜLEN VE DEMİRKANLI'NIN ASLA İTİRAZ ETMEDİĞİ KLASİK YALANI HERKES BİLMELİ... BAKIN whoosie NE DİYOR:

    başka bir theope'nin varlığı ile daha da heyecanlı hale gelen tartışma. coşkun büktel'in bağıra çağıra "başka yok" dediği theope'nin konu olarak oldukça benzerinin bulunmasıyla kimin haklı kimin haksız olduğu yeniden tartışma konusu olmuştur.

    http://www.tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=1154
    (whoosie, 04.08.2009 16:57 ~ 05.08.2009 10:42)

    WHOOSIE'NİN BU YAZISININ EKŞİ SÖZLÜKTE YER ALDIĞI ORİJİNAL SAYFAYI GÖRMEK İÇİN, TIKLAYINIZ:

    http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=co%C5%9Fkun+b%C3%BCktel+ve+%C3%B6zdemir+nutku%27nun+theope+polemi%C4%9Fi

    ***

    SİZCE KİM OLABİLİR MUSTAFA DEMİRKANLI'NIN THEOPE'Yİ ŞAİBELİ KILMAK AMACIYLA YAYINLADIĞI O DEZENFORMATİF YAZIYA LİNK VEREREK, O DEZENFORMATİF YAZIYA BİLE RAHMET OKUTACAK BİÇİMDE "ŞAİBEYİ APAÇIK İFTİRAYA DÖNÜŞTÜREN", TAKMA ADIN ARDINA SIĞINMIŞ BU İFTİRACI WHOOSIE?

    ***

    MUSTAFA DEMİRKANLI, ÖZDEMİR NUTKU DAHİL HİÇ KİMSENİN BÜKTEL'İ İNTİHALLE SUÇLAMADIĞINI SÖYLÜYORDU:

    MUSTAFA DEMİRKANLI: "Sonuç olarak, Büktel'e bugüne kadar kimse intihal yaptın demedi."
    KAYNAK: http://www.coskunbuktel.com/asrinzincirlemeyalani.htm

    EVET, MUSTAFA ÇOK HAKLI: KİMSE BENİM THEOPE'MLE (VAROLMAYAN) BAŞKA BİR THEOPE ARASINDAKİ BENZERLİKLERDEN SÖZ EDERKEN "İNTİHAL" KELİMESİNİ KULLANMADI. whoosie BİLE İNTİHAL KELİMESİNİ KULLANMIYOR. NE DİYOR whoosie? MUSTAFA DEMİRKANLI'NIN DERGİSİNDE DE YAYINLADIĞI, HATTA BAŞLIĞINI ("EVET İKİNCİ BİR THEOPE VAR") KAPAKTAN VERDİĞİ, GERÇEKLERİ ÇARPITAN DEZENFORMATİF YAZIYI KAYNAK GÖSTERİP LİNK VEREN whoosie DİYOR Kİ:

    coşkun büktel'in bağıra çağıra "başka yok" dediği theope'nin konu olarak oldukça benzerinin bulunmasıyla kimin haklı kimin haksız olduğu yeniden tartışma konusu olmuştur.

    PEKİ MUSTAFA 2009 YILINDAN BU YANA EKŞİ SÖZLÜKTE KENDİ YAYINLADIĞI YAZI TANIK GÖSTERİLEREK SERGİLENEN BU VANDALCA İFTİRAYA BUGÜNE DEK BİR KEZ OLSUN, İTİRAZ ETTİ Mİ? ETMEDİ.

    KİM BU İFTİRACI whosie?... BİLENLER, İNSANLIK ONURU ADINA, LÜTFEN BİZE DE BİLDİRSİN. KENDİSİNİ DAVA ETMEYECEĞİZ. YALNIZCA TEŞHİR EDECEĞİZ; ONU DA, ARDINDAKİLERİ DE...

      • Tunç Yaşar 
        Sayın Büktel, sürekli küfürbazlardan, linçcilerden yakınıyorsunuz. Farkettiğim bir şey var, onu belirtmeden edemeyeceğim. facebookbataklıgı isimli blog sitenizde, Whoosie nickli ekşi sözlük yazarını '' Kim bu orospu çocuğu Whoosie '' isimli başlıkla sorgularken, facebook sayfanızda ise '' Kim bu whoosie takma isimli, iftiracı '' diyerek sorguluyorsunuz. Sanırım facebook bataklığı isimli blog sitenizin takipçi sayısının az olduğunu düşünerek rahat rahat küfür kullanıyor, facebook sayfanızda ise daha usturublu bir şekilde arıyorsunuz ''whoosie '' nickli ekşi sözlük yazarını. Konuyu dezenforme ediyorsun demenizi beklediğimden dolayı, şunu da eklemeden geçemeyeceğim. '' Theope başlı başına özgün bir eserdir, herhangi bir intihal söz konusu değildir. Başka bir Theope değil Fransa'da dünya üzerinde yoktur. ''


      • Coşkun Büktel Sırf kaynak linki vererek dürüst bir suçlama yönelttiğiniz ve bu konuda herkesin bildiği gerçeği bilmezden geldiğinize değil de, gerçekten bilmediğinize beni (bir ölçüde) inandırdığınız için cevap veriyorum: Link verdiğiniz facebookbatakligi.blogspot.com başlıklı site, benim sitem değil, Hilmi Bulunmaz'ın sitesidir. Bulunmaz'la ben aynı kişiler değiliz. O whoosie'yi "öyle" takdir etmiş.

22 Haziran 2012 Cuma

Kim bu orospu çocuğu Whoosie?


  • ‎2009 YILINDAN BU YANA, EKŞİ SÖZLÜK'TE "whoosie" TAKMA ADIYLA (VE MUSTAFA DEMİRKANLI'NIN SİTESİNE LİNK VERİLEREK) SÜRDÜRÜLEN VE DEMİRKANLI'NIN ASLA İTİRAZ ETMEDİĞİ KLASİK YALAN! BAKIN whoosie NE DİYOR:

    başka bir theope'nin varlığı ile daha da heyecanlı hale gelen tartışma. coşkun büktel'in bağıra çağıra "başka yok" dediği theope'nin konu olarak oldukça benzerinin bulunmasıyla kimin haklı kimin haksız olduğu yeniden tartışma konusu olmuştur.

    http://www.tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=1154
    (whoosie, 04.08.2009 16:57 ~ 05.08.2009 10:42)

    WHOOSIE'NİN BU YAZISININ EKŞİ SÖZLÜKTE YER ALDIĞI ORİJİNAL SAYFAYI GÖRMEK İÇİN, TIKLAYINIZ:

    http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=co%C5%9Fkun+b%C3%BCktel+ve+%C3%B6zdemir+nutku%27nun+theope+polemi%C4%9Fi

      • Coşkun Büktel SİZCE KİM OLABİLİR TAKMA ADIN ARDINA SIĞINARAK VE MUSTAFA DEMİRKANLI'NIN THEOPE'Yİ ŞAİBELİ KILMAK AMACIYLA YAYINLADIĞI DEZENFORMATİF YAZIYA LİNK VEREREK VE O DEZENFORMATİF YAZIYA BİLE RAHMET OKUTACAK BİÇİMDE "ŞAİBEYİ APAÇIK İFTİRAYA DÖNÜŞTÜREN" BU YALANCI WHOOSIE?

      • Coşkun Büktel BU KONUDA DAHA GEÇEN GÜN, ÖMER F. KURHAN'IN O DEZENFORMATİF YAZISINI YENİDEN GÜNDEME GETİREN MUSTAFA DEMİRKANLI'YA KARŞI ŞUNLARI YAZMIŞTIM:

        ARŞİV:

        Mustafa Demirkanlı · 12 ortak arkadaş
        ...Devamını Gör


      • Coşkun Büktel Her zaman söylüyorum: Cevap verebiliyorsanız, bu yazıya cevap verin: http://www.coskunbuktel.com/buktelgerizekarehberi.htm
        Ama sizler bana asla cevap veremediniz. Cevap diye verdiğiniz cevaplar, yalnızca cevap veremediğinizi kanıtlayan, kon...Devamını Gör


      • Coşkun Büktel EKŞİ SÖZLÜK'ÜN TAKMA İSİMLİ YAZARI WHOOSIE DE "COŞKUN BÜKTEL İNTİHAL YAPTI" DEMİYOR. 2009'DAN BERİ, SADECE "coşkun büktel'in bağıra çağıra 'başka yok' dediği theope'nin konu olarak oldukça benzerinin" BULUNDUĞUNU SÖYLÜYOR. YANİ WHOOSIE ADIYLA YAZAN ŞAHIS, NUTKU, KURHAN, DEMİRKANLI ÜÇLÜSÜNÜN THEOPE HAKKINDA YARATTIĞI ŞAİBEYİ, TAKMA İSMİYLE YAKALANMAYACAĞINA GÜVENEREK, APAÇIK İFTİRAYA DÖNÜŞTÜRÜYOR. NİÇİN? SİZCE KİM BU WHOOSIE?

19 Haziran 2012 Salı

LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro..., facebook bataklığı'nda!



Coşkun Büktel · 30 abone
Dün, 01:44 · 
  • MUSTAFA DEMİRKANLI'NIN BU SAYFADA (http://www.facebook.com/coskun.buktel/posts/448914835126632) KAYDETTİĞİMİZ YALAN, İFTİRA VE HAKARETLERİNE TOPTAN VE "OKKALI" BİR YANIT DAHA VERECEĞİZ!

      • Mustafa Demirkanlı 
        Bekleriz... Keşke bir gün cesaretinizi toplayıp karşıma da çıkabilseniz... ne iyi olur... Malzemeniz çok, canıma okursunuz ve video kaydını herkes izler... rezil olurum, konuşacak halim kalmaz... Bir yanınızda Hilmi oturur... Hatta şu görüşlerini açıklar: "Ama her şeye karşın konu tiyatroysa iktidarda olan yönetim, Milli Görüş tabii ki tiyatroya müdahale etmeli…" Hepsini kayda alırız, sen de görüşlerini açıklarsın, herkes öğrenir... Bu sana yaptığım kaçıncı öneri, neden kaçarsın be Büktel, kayda alacağız, sansürsüz... Nedn korkarsın... Hadi yine kaçacağın belli, şu "okkalı" yanıtnı yaz/ın da herkes öğrensin...


      • Coşkun Büktel 
        Mahkemede süt dökmüş kedi gibisin, burada, tribünlerde ise Tophane kabadayıları gibi "çık karşıma" diye posta koyuyorsun. Mahkemede karşına çıktığımda yapsana "çık karşıma!" edebiyatını! Senin ne Hilmi'ye ne de bana hiçbir soru sormaya hakkın yok. Sen soru sormak değil, sorulara cevap vermek mevkiindesin ama herşey Özdemir Nutku iftirasının belgesi kadar apaçık meydanda olduğu için, cevap filan veremezsin, asla veremedin! O yüzden "Çık karşıma!" diye yalancı pehlivanlık ederek, konuyu saptırmaya çalışıyorsun. Niye çıkıcam karşına? Diyorsun ki, "rezil olurum, konuşacak halim kalmaz"... Sen rezil olmadığını mı düşünüyorsun? Sen konuşacak halin kaldığını mı sanıyorsun? Sen benim karşımda asla konuşamadın... Belgelenmiş gerçekleri benimle asla tartışamadın! Sen ancak gerçekleri saptırmaya ve çarpıtmaya, gerçekleri laf salatası içine gömüp örtbas etmeye uğraştın. İmalarla kafa bulandırmayı, şaibe yaratmayı, laf salatası yapmayı, hüner sandın. Ama insanın ağzından ses çıkarabilmesi, hatta cümleler kurabilmesi, benim standartlarımda "konuşmak" anlamına gelmiyor. Konuşmanın/tartışmanın bir adabı vardır. Sen, benim naçizane ölçütlerime göre, makul bir insanın karşısına alıp da konuşabileceği, asgari tartışma adabına sahip birinin standardına asla ulaşamadın. O nedenle hiç hayal kurma! Sana Coşkun Büktel'le konuşmuş olma onurunu daha fazla bağışlamayı maalesef düşünmüyorum. Ben seninle çok konuştum. Enteresan bir cümle kurduğunu hatırlamıyorum. Espri yapabildiğine tanık değilim. Genel kültürün ya da birikiminle beni hayrete düşürdüğün de olmadı. Aramızın henüz bozulmadığı, henüz seninle konuşmayı ya da hatta yalnızca yüzünü görmeyi vakit kaybı saymadığım o zamanlarda bile, bana saygılı davranıyor olsan da, aslında benden pek hoşlanmıyor, derginde beni istemiyordun. Gerçi cevap hakkımı talep etmek dışında sana derginde yazmayı asla teklif etmedim ama senden şöyle hararetli bir teklif gelseydi, dergine yazmayı düşünebilirdim. Bir keresinde yazmamı teklif ettin ama beklediğim tarzda bir teklif değildi. Hem teklif yapıp hem de şart öne sürmen hiç hoşuma gitmemişti. "Tek bir şartım var" demiştin, "Theope'den bahsetmeyeceksin!" Sana verdiğim cevabı unutmadığından eminim (Çünkü sana böyle cevap verebilecek insanlar asla olmadı çevrende.) Demiştim ki: "Senin dergine -üstelik bir de bedavadan- yazı yazacaksam, hiçbir şart kabul etmem. 'Theope'den bahsedeceksin' diye bile şart koşsan, yine de kabul etmem." Ben reddettiğim halde, ya da reddetmemden önce, galiba sen bu konuyu derginin o zamanki yönetim kuruluna götürmüşsün. Yazmıştın: Coşkun'un dergide eleştiri yazmasına ne dersiniz, diye sormuşsun. Orhan Alkaya da, Coşkun'un Theope'den başka konuda eleştiri yazdığını gören bilen var mı, demiş. Sen de, Orhan o kadar haklı ki, diye düşünerek susmak ve teklifini geri çekmek zorunda kalmışsın. İnanıyorum. Aynen öyle olmuştur. Anlattıkların her ikinizin de zekâ düzeyiyle tamamen örtüşüyor. Ama ben artık birini karşıma alıp ciddi ciddi konuşacaksam, o birinde bazı nitelikler arıyorum. Zekâ ve ahlak konusunda, denklik şartı koşmasam bile, kendi ölçütlerime göre bazı asgari nitelikler saptadım. Ve -bu benim gözlerimin bozukluğundan da olabilir- o nitelikleri sende asla göremedim. O nedenle, "çık karşıma!" diyerek kibarca yaptığın teklifli, maalesef reddediyorum. Çünkü artık sana söyleyecek şeyim yok. Bu konuda ısrar ederek kendini küçük düşürmekte elbette özgürsün ama cevabım asla değişmeyecek. Ben artık seninle ancak duruşma salonlarında konuşurum. Ama orada da nedense, süt dökmüş kedi gibisin.

        Aslında artık senin hakkında okurlara bile söyleyecek yeni bir şeyim yok. Herkes seni yeterince tanıdı. Hakkında yazdıklarım, günümüz Türk tiyatro yayıncılığının makus talihini somut belgelerle yansıtan koca bir külliyat oluşturdu. Bu külliyatı daha fazla genişletmeye gerek yok. Hakkımda (ya da Hilmi'nin hakkında) ortaya atacağın yeni dezenformasyon ve kışkıttmalara (insanları aldatma ihtimali kesin olmadıkça) cevap vermeme de gerek kalmadı. Artık yapmam gereken tek şey, seninle ilgili o koca külliyatı parça parça gündeme sokarak, mümkün olan en geniş okur kitlesine ulaştırmak. İnsanları senin dezenformasyon tekniklerinle tanış kılıp, onlarda o tekniklere karşı bir bağışıklık yaratmaya çalışmak. Tiyatro insanlarında o bağışıklığı yeterince yarattığımı sanıyorum. Ama şimdi de, defalarca cevapladığım için okurların asla inanmayacağı ama savcıların, (öncesini bilmedikleri ve ilgilenmedikleri için) kolayca inanacağı birtakım rivayetler yayıyorsun bu sayfalarda. O yüzden, şimdi de sırf savcıları uyarmak için, "okkalı" bir yazı yazmak zorunda kaldım. Ama düzeltilmesi gereken o kadar çok çarpıtma var ki yazdıklarında, bir kerede hepsine birden cevap vermek vakit alıyor. Bekleyeceksin. Bu arada beni dava ettiğin gerçekti, di mi? Bak, araştıracağım. Yine palavra çıkarsa... Neyse, senin için ne fark eder ki!...


      • Mustafa Demirkanlı 
        Büktel, yazdıklarında doğru aradım ama bulamadım, gözlüklerimi taktım tekrar okudum yine bulamadım. Hangisini düzelteyim ki? Mahkemede ne yapmam gerekiyordu? Savcını iddianamesi ortada, yargıcın sana soruları ortada, senin yanıtların ortada... Benim mahkemede ne yapmam gerekiyordu da yapmayıp, "süt dökmüş kedi gibiydim" Sen mahkeme salonunu tarışma programı mı sanıyorsun? Senin dava konusu olmayan, davayla ilgisi olmayan savlarına yanıt vermemi mi bekledin yoksa? Gerçekten yargıcın bile dönüp "ne diyorsunuz?" diye sormadığı davayla ilgisiz onlarca sayfaya yanıt mı bekledin? Büktel, avukatını acil bul, o anlatsın sana, ben anlatıyorum anlamıyorsun. Yönetim Kurulu değil, Yayın Kurulu... Senin yazmanı öneren ben değil, Kerem Kurdoğlu... Ben sana hiçbir zaman yazmanı önermedim, çok sonra yine böyle bir yazışmada Yayın Kurulu'ndaki Kerem'in önerisini anlatmıştım... Oysa sen bekliyormuşsun meğer... "Bir keresinde yazmamı teklif ettin ama beklediğim tarzda bir teklif değildi." demişsin. Sen Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nde yazacaksın, bu onur sana yetmeyecek (baksana bayağı beklemişsin) bir de senin istediğin tarzda bir teklif bekleyeceksin... Altın varaklara sarılmış bir teklif... Orhan'ın o gün ortaya sorduğu soru çok yerindeydi ve hâlâ geçerliliğini sürdürüyor. En yakın arkadaşın, üstelik kendisini sosyalist olarak lanse eden Hilmi'nin tiyatroya siyasilerin müdahalesini savunması karşısında SÜT DÖKMÜŞ KEDİ GİBİSİN... Hani en büyük, en gerçekçi, en namuslu, en... en... eleştirmensin ya... Hilmi'nin "Ama her şeye karşın konu tiyatroysa iktidarda olan yönetim, Milli Görüş tabii ki tiyatroya müdahale etmeli…" bir tiyatro insanı olarak senin ilgi alanının dışında mı kalıyor? Yoksa ifade edilenlerden değil, ifade edenden dolayı mı SÜT DÖKMÜŞ KEDİ GİBİSİN... Yoksa, "Theope'yle ilgisi yok, bana ne mi? diyorsun.


      • Coşkun Büktel OLMAZ Kİ, SEN AKLINA GELENİ SÖYLÜYOR, GERÇEĞİ AKLINA ESTİĞİ GİBİ ÇARPITIYORSUN! BİLİNDİĞİ ÜZERE BENİM BÖYLE LÜKSÜM YOK! ÜSTÜNE PARA VERSELER ASLA YALAN SÖYLEMEM! bEN NE DİYORSAM, DOĞRUDUR. SANA İSE İSTEYEN İNANSIN!

        BU DURUMDA, İYİSİ Mİ BELGELERLE KONUŞALIM. BAK FERİDUN ÇETİNKAYA, 10 MART 2006 TARİHLİ (VE SENİN ASLA YALANLAYAMADIĞIN) “Mustafa Demirkanlı ‘ilkel ve iğrenç’ olmaya devam ediyor!” BAŞLIKLI YAZISINDA NELER SÖYLEMİŞ:

        Demirkanlı’nın “sızma” suçlaması da “tezgâh” suçlaması kadar dayanaksız.

        Bir kere, Tiyatro… Tiyatro… dergisine “sızmaya” ihtiyacım yoktu. Çünkü Tiyatro… Tiyatro… dergisinde yazı yazmak için hiçbir zaman, hiçbir şekilde benim bir talebim olmadı. Tam tersine, Tiyatro… Tiyatro… dergisinde yazı yazmam için, o dönemdeki yayın kurulu üyelerinden, tiyatro yazarı ve yönetmeni Kerem Kurdoğlu bana teklifte bulunmuştu; ben de yazılarımın yayımlanma koşullarıyla ilgili bazı şartlar konusunda anlaşarak bu teklifi kabul etmiştim. Sonra da Tiyatro… Tiyatro… dergisinde halihazırda üç yazım yayımlanmıştı. Daha ne diye o dergiye sızmaya çalışayım ki?

        Coşkun Büktel’in dergiye “sızmasına” gelince. Mustafa Demirkanlı, Büktel’in dergide yazması için, bizzat Demirkanlı olarak kendisinin yayın kuruluna teklifte bulunduğunu, bana kendi ağzıyla söyledi. Hatta Demirkanlı, yayın kuruluna Coşkun Büktel’in dergide yazmasını teklif ettiğine, Kerem Kurdoğlu’nu da şahit gösterdi. Demek ki Coşkun Büktel de isteseydi, bu dergide yazı yayımlatabilirdi. Böyle bir imkân varken, Büktel, Tiyatro… Tiyatro… dergisine neden sızmaya çalışsın ki? Neden kulağını tersten tutsun ki?

        Demirkanlı, yalan söylediği için tutarsız olmaya, tutarsız olduğu için de yalan söylemeye mahkûm görünüyor.

        KAYNAK: http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2008/11/mustafa-demirkanl-ilkel-ve-iren-olmaya.html

        BEN YALAN SÖYLEMEM! ANCAK SİZİN KENDİNİZE "YÖNETİM KURULU" MU, "YAYIN KURULU" MU DEDİĞİNİZ KONUSUNDA ARAŞTIRMA YAPMAYI HİÇ UMURSAMADIĞIM İÇİN O KONUDA YANILMIŞ OLMAYI "GÖZE ALIRIM". OLAYDA KEREM KURDOĞLU'NUN DA BULUNDUĞUNU HATIRLIYORDUM ELBETTE, AMA ANEKDOT ANLATIYOR DEĞİLDİM VE KONUYU DAĞITMAMAK İÇİN ONDAN SÖZ ETMEDİM. SENDEN TEKLİF BEKLEDİĞİMİ VE SENİN DERGİNDE YAZMANIN BENİM İÇİN ONUR OLACAĞINI SÖYLÜYORSUN HÂLÂ... VE EN ÖNEMLİSİ, "Ben sana hiçbir zaman yazmanı önermedim" DİYORSUN Kİ, BU BENİM YALAN SÖYLEDİĞİMİ İDDİA ETMEN ANLAMINA GELİR. EVET, İKİMİZDEN BİRİ KESİNLİKLE YALAN SÖYLÜYOR.

        HİLMİ'YLE İLGİLİ OLARAK, BİNİNCİ KEZ ŞUNU SÖYLEYEYİM: ONUN YAZDIKLARINI YA DA YAPTIKLARINI DEDİĞİN KADAR VAHİM BULSAYDIN, ONUN CEVAP VERMESİNDEN KORKMAYARAK, ONUN HAKKINDA BURAYA YAZDIKLARINI (ÖZELLİKLE DE ONA "YUH!" VE "OHA!" SÖZCÜKLERİYLE SALDIRDIĞIN BÖLÜMLERİ) KENDİ SİTENE DE KOYARDIN. BURADA, FACEBOOK'TA, SANKİ HİLMİ KORKUNÇ VAHŞİ BİR SUÇ İŞLEMİŞ GİBİ BİR HAVA YARATARAK ONUN HAKKINDA UTANMADAN KARA PROPOGANDA YAPIP ADAMA "YUH!" VE "OHA!" ÇEKİYORSUN; AMA KENDİ SİTENDE TIK YOK! SENİN ASLINDA KENDİ SİTENE KOYACAK KADAR ÖNEMSEMEDİĞİN ŞEYLER HAKKINDA, BEN NİYE AÇIKLAMA YAPACAKMIŞIM? BEN FİKİR VE KANAATLERİMİ, HELE DE SEN SORUNCA, AÇIKLAMAK ZORUNDA MIYIM? DEĞİLİM. NEDEN? EVRENSEL HUKUK KURALI: KİMSE FİKİR VE KANAATLERİNİ AÇIKLAMAYA ZORLANAMAZ. PEKİ HİLMİ'NİN "SUÇLARI" HAKKINDA AÇIKLAMA YAPMADIĞIM İÇİN, SUÇLANABİLİR MİYİM? SUÇLANAMAM. NEDEN? ÇÜNKÜ EVRENSEL HUKUK KURALI: SUÇ ŞAHSİDİR VE YALNIZCA SUÇ İŞLEYENİ BAĞLAR. HİÇ KİMSE BAŞKASININ İŞLEDİĞİ BİR SUÇUN HESABINI VERMEK YA DA CEZASINI ÇEKMEK ZORUNDA DEĞİLDİR. OYSA HİLMİ'NİN "SUÇLARI" HAKKINDA AÇIKLAMA YAPTIĞIM İÇİN SEN BİR HUKUK ÖĞRENCİSİ OLARAK NASIL OLUP DA BENİ "SÜT DÖKMÜŞ KEDİ" OLMAKLA SUÇLAYABİLİYORSUN? SEN BIRAK HUKUK FAKÜLTESİNİ! GİRME BİR DAHA O BİNADAN İÇERİ! AYIP OLUYOR!


      • Coşkun Büktel DEMEK Kİ NEYMİŞ? YAZDIKLARIMDA DOĞRU ARAMAMIŞSIN. YAZDIKLARIMDA YALNIZCA GERÇEKLERİ EN EMİN BİÇİMDE NASIL ÇARPITABİLECEĞİNİN ÇARESİNİ ARAMIŞSIN.

        (Kaynak: facebook)